HİÇ

Sevgi de aşk da tüketilebilen birşey... Zaten aşk, aşıksanız bir anlam ifade ediyor, değilseniz aptal bir şarkının sözleri arasında geçen bir kelimenin ötesine geçemiyor...
Muhtemelen olabilecek en kötü zamanında yaşıyoruz yaşlı gezegenimizin... Hoş her gelen gün bir öncekini aratıyor her anlamda...
Ben kendi adıma yorulduğumu itiraf etmeliyim. Yaşadığım ilişkiden, kendimden, etrafımdan işimden, siyasetten, noolcak bu ülkenin hali sorunsalından.... Ve daha bir sürü şeyden...
Bana umut veren, geleceğe güvenle bakmama neden olabilen hiçbir şey yok. Ne ülkemde ne dünyamda ne de özel hayatımda...
Blog bir miktar sığınak görevi görmüştü aslında, ya da kaçışdı belki de...
Teknoloji gelişiyor, dünya dönüyor, hayat bilemediğimiz bir yere kadar devam edecek vs vs vs...
Her şey akıyor gibi... Ta ki ne anlamı var sorusunu sorana kadar?
Acaba bu gece gelip beni de alırlar mı Ergenekon soruşturması kapsamında? Nihayetinde hayatımın hiç bir döneminde diniyle ya da milliyetiyle öne çıkmaya çalışan bir partiden hazzetmişliğim yok.
Hiç kimselerin müridi ya da fanatiği ya da tebaası olmadım hayatımda... Hayranlık benden uzak bir duygu. Kimseyi kendimden yukarıda veya aşağıda görmedim. İşini iyi yapan bir marangozla, görevini layıkıyla yapan bir din adamı ya da devlet adamı arasında fark görmedim. Ya da iyi bir sanatçıyla iyi bir tesisatçı arasında.... Bir marangoza ne kadar hayran olup adam işin yaparken çığlık çığlığa kalırsam bir konserde de o kadar kendimden geçerim.
Ne alaka? Bu ne biçim yazı derseniz, gülerim sadece... Çünkü başka bir şey gelmez elimden. Gülerim ağlanacak halimize. Benim de saçmalama özgürlüğüm var diye düşünüyorum.
'Ne ararsan kendinde ara!' diyen Yunus Emre ile rüyasında gördüğü hazineyi aramak için çeşitli coğrafyaları dolaşıp sonunda hazinenin kendi bahçesinde olduğunu keşfeden bildik hikayenin kahramanını düşünün. Tekerleği yeniden keşfedip durmak bize mahsus... Bir hayvan yüzmeyi öğrenince tekrar tekrar öğrenmiyor. Genlerine yazılıyor bu.
Kısacası benim canım sıkkın. Ve saçmalama özgürlüğü bu kadar yeterli.
İlhan Selçuk'u Ergenekon adlı ne olduğu belirsiz örgüte dahil edenlere ise bir şey söylemeyeceğim... Ben bilmem şeyhim bilir diyenlere ise söyleyeceğim bir şey var; Yaratıcı hiç kimseyi birilerinin müridi olsun diye yaratmadı!

3 yorum:
Saçmalamıyorsun çünkü senin de, benim gibi kafan karışmış. Ümidini yitirmiş bir tavrın var, çokda haklısın aslına bakarsan. Gün geçmiyor ki saçma sapan yeni şeyler duyuyoruz, benimde canım çok sıkıldı İlhan Selçuk olayına ve birçoklarına ve daha nelereee nelere.. Bu böyle gitmez sevgili blog arkadaşım, karışık günler bizleri bekliyor...
Bak bende saçmaladım gördün mü? demek ki benimde kafam karışmış!
son cümlen öyle güzel ki...
böbrek lazım olursa onu bile veririm. o denli kefilim sana...
Pandora kafası karışmayan kaldı mı cennet vatanımızda? Bu kadar paranoya, bunca komplo teorisi zaten bu kafa karışıklığı için değil mi? Hepimiz sersem haldeyken bazı şeyler daha kolay yapılıyor belki de, ya da ben de paranoyalardan nasiplendim:)
Cüzzamlı Melek insanlar okuyup anlamak, araştırmak yerine aidiyet duygusuna teslim olup 'şeyhim bilir' tavrını benimsediği sürece insanlıktan uzaklaşıyor bence... Hep denir ya insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik düşünmesi vs...
Ayrıca böbrek konusunda teşşekkür ederim:) Şimdilik sağlam böbrekler:))
Yorum Gönder