27 Nisan 2008 Pazar

Ben...


Parçalı bulutlu bir havada mutedil dalgalı denize açılsam, köpekbalıkları etrafımda dolansa… Tekneme kendim, öfkem ve bezginliğim dışında hiçbir şey almasam… (Neden illaki üç şeyle sınırlarsak? Bu da çocukluk oyunlarından kalma olmalı...) Öfkemle beslesem köpekbalıklarını… Yoksa kendimle besleyip tekneyi öfkem ve bezginliğime mi bıraksam… Çocukken çıktığım balık avlarında sabah ayazında soğuktan ellerimi hissetmezken yakaladığım balığı oltadan çıkarırken batan dikeniyle ellerim nasıl da acırdı… Şimdi köpekbalığı acıtmaz hiçbir yanımı… Büyümek böyle bir şey mi acaba?
Eksilmek mi biraz?
Bir zamanlar dinlerken kendimizden geçtiğimiz müziklerin artık hiçbir şey ifade etmemesi mi? Eksilen fiziki acılarımız mı, yerini daha derin acılara ve hüzne bırakan?
Güvenlik budalası olup çıkmamız, okul sıkıntımızın yerini ülke bunalımlarına bırakması… Küfürlerin en okkalılarını öğrenmemiz, abuk kırılganlıklar edinmemiz… Hepsi büyüdüğümüz için mi?
Ben köpekbalıklarını bezginliğimle besleyeyim, bana ben ve öfkem kalsın en güzeli…

3 yorum:

evvelzamanicinde 27 Nisan 2008 Pazar 15:25  

:-) Zannetmiyorum ki köpek balıklarını beslemek o kadar kolay olsun.
Modern zamanın hastalıklarını saymışsın: bezginlik, öfke...
Hepsi büyüdüğümüz için, büyüdüğümüz ve çevremizin de, dünyanın da büyüdüğünü kabul etmek istemediğimiz için...
Ben de bir ceviz kabuğuna ya da bir ağaç kovuğuna gizlenmek isterdim.
Lambadaki cinden medet ummak masallarda kaldı...
Bir köpekbalığı bana da lazım...

Cocukla Cocuk 29 Nisan 2008 Salı 23:36  

Büyümek böyle bir şey gerçekten; "eksilen fiziki acılarımızın yerini daha derin acı ve hüzne bırakıyor zaman"
Çocukluk , gençlik çoşkumuz kayboluyor bir yerlerde.

Büyümeyi bilmeyen çocuk 02 Mayıs 2008 Cuma 23:19  

Büyüdükçe sevdalarımızın rengi de değişti, tek savaşımız ben savaşı oldu çıktı, ortalık hep benim egom senin egonu döver dalaşmaları oldu, ne güzeldi eskiden sevdamın renkleri, kırmızısı kan kırmızısı, yeşili baharda yeşeren ağaçların yeşilllerini kıskandıracak gibi pırıl pırıl, sarısı papatya'nın göbeği sarısı, beyazı, güneşli bir günün gökteki bulutların beyazı, şimdi ise sevdamın değil,çoğalan öfkemin,derin acılarımın renkleri oluverdiler...
Bana ben ve öfkem kalsın en güzeli diyiverenler olduk, yani malesef büyüdük...

  © Blogger template 'Solitude' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP