30 Haziran 2008 Pazartesi

TEMBELLİK... HAK MI, İHTİYAÇ MI?


Ferhan Şensoy'un Ferhangi Şeyler oyunundan;
''Bugün evden çıkasım yok, Telefonu açasım yok, Rakımız var, virgül, içesim yok,
Acelem var, koşasım yok...''

Tembellik Hakkı isimli kitabın yazarının Marx'ın damadı olduğunu biliyor muydunuz?
Yapı Kredi Yayınlarının bir zamanlar keyifle takip ettiğim dergisi olan Cogito bir sayısını tembelliğe ayırmıştı, başlık çok güzel bir manifesto niteliğindeydi;
Çalışmak Yorar!
Günlük mesainiz size ne kazandırır, hiç düşündünüz mü? On milyarlık bir nüfusa dayanmış dünya... Ekmek aslanın ağzında tabiri günlük hayatımıza sirayet etmiş... Kendimizi avutmak adına hobiler edinmişiz, takım tutmuşuz, milliyet vs aidiyet durumları yaratmışız... Ama insan ömrü sınırlı... Sonsuz diye birşey yok!
Hayvanlara bakıyoruz, en yakın örneği teşgil ediyorlar çünkü, avlanıp besleniyorlar, üreme işini hallediyorlar, vs... Üreme dışında çiftleşen tek türüz belki ama bunu bile çeşitli ritüellere bağlamışız:))))
Mesai yapan bir hayvan türü yok! Hayatını uyku, iş, tuvalet, eğlence, tatil, vs diye bölümlere ayıran başka bilinen canlı türü yok!
Bir tanrı, din, hatta din yetmez dinin içinde tarikat, şeyh/mürit durumları yaratan başka bir canlı örneği yok! Kabul edelim en zeki tür olduğumuz kocaman bir yalan...
Neden işe gidiyoruz?
Eskiden avlanıyorduk... Yetiştiriyorduk...
İş nedir?
Meslek nedir?
Kişisel gelişim, işte yükselmek, kariyer, vs... Ne anlam ifade eder bunlar hayatın özünü düşünürsek?
Hemen her meyveden bir içki elde etmesi türümüzün boşuna değil galiba:)))
Size hiç anlamsız gelmiyor mu bu keşmekeş, koşturmaca?
Ortalıkta yöneticiliğin püf noktalarını sıralayan, lider olmanın tüyolarını veren kitaplar dolaşıyor... Herkes okusa bu kitapları kim kimi yönetecek mesela? Neden kimse iyi bir köle olmanın, iyi yönetilmenin, salak olmanın, düzenin içinde kaybolmanın kitabını yazmıyor?
Acaba üreme dışında da seks yapabilen türümüzün asıl problemi bu özelliğini değerlendirememesi mi?
Öyle ya hayvanlar bile bizim kadar sorumsuzca üremiyor! Hiç sürü lideri bir hayvanın sürüsüne; Çoğalın, binbeşyüz çocuk yapın Manitu bir çaresini bulur dediğine şahit olmuşluğunuz var mı?
Tembellikten çıktık nerelere geldik... Hayat dediğimiz şey kısa olduğu kadar garip de...
Sanırım duruma en uygun dize Arthur Rimbaud'dan;
Bırak gebersin geberecekse dünya,
Gerçek gelişme budur!
Haydi ileri!





4 yorum:

Maviye Yolculuk 01 Temmuz 2008 Salı 12:56  

Bu yazının dergide "tembellik" kategorisinde yayınlşanması çok üzücü. Bunlar hayatın gerçekleri...İnsanoğlu yalnız kalmaktan iç sesini duymaktan hep korktu ve bir sürü uğraşla meşgul etti kendisini...Evrensel gerçekleri anlamamak için duvarlar ördü gözüne...Sade ve huzurla yaşamaktansa kaos ve karmaşayı seçti...

Cocukla Cocuk 02 Temmuz 2008 Çarşamba 11:54  

Valla tembellik konusunda kendine özlü sözler bulabilen tanıdıklarım var, mesela; "çalışmak, aptal insanların vazgeçemediği bir alışkanlıktır" gibi. Benimse hayatımın hiç bir dönemimde yapamadığım bir şey

Emrah ATİK 03 Temmuz 2008 Perşembe 03:30  

Maviye yolculuk, karmaşa ve kargaşa belki de dayatılan birşeydir...
Çocukla Çocuk, tembellik bizim gibi tatilden bile yorgun dönen bir ırk için biraz lüks belki de:))) Arkadaşınızın sözü de gerçekten güzelmiş ayrıca:)))

orpen 11 Temmuz 2008 Cuma 22:33  

İşini sevenler için tembellik cazip gelmez.Aksi takdirde iyidir.Üreme ile ilgili tespit de tartışmasız.Ama verilen mesajın siyasi manasını bilen biliyor.Çünkü vasıfsız cahil topluluklar daha kolay yönlendirilir.

  © Blogger template 'Solitude' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP