25 Kasım 2008 Salı

PARA PARA PARA...



Değiş-tokuş devrinden nasıl geçtik biz bu düzene? Üstüne milyonlarca ekonomist, hiç anlamadığım borsadır parametredir, endekstir... Bir sürü zırva...
Yenilebilir bir bitki türünü yetiştirmek veya avlanmak sonra bunları karşılıklı değiştirmek veya paylaşmak, döviz bürosunda üzerinde bir ülkenin kahramanı basılı bir kağıdı verip yerine başka bir ülkenin sevilen simasının fotoğrafını almaktan daha mı aptalcaydı?
O zamanlar ya avlanacaktınız ya da yetiştirecektiniz ya da başka bir işe yarayacaktınız... Şimdi hiçbir halta yaramadan birçok halta yarayan birisinden daha iyi yaşama imkanı var küçük bir azınlığın... Geriye kalan aptal çoğunluk ise o azınlığa dahil olabilmenin hayaliyle daha aptal, adına şans oyunları denilen kağıtlardan dolduruyor... Hayatımız kağıtlar üzerinde... Kağıtlar için ise yakamadığımız ormanlardan ağaçlar kesiyoruz bir an önce dünyanın annesini (D)üzebilmek için!!!
Biraz kaba oldu bu sanki... Rtükten rica etsek 13 yaş sınırı falan koysak yazının başına:)))
Alın size fantezi - söz bu müstehcen değil, fantezi lafına takılmayınız- ; komünal zamanlarda uyumuş bir uyuyan güzel günümüzde uyansa... Gerisini siz hayaledin, ben üşenirim beynimden tüm geçenleri aktarmaya, Egeliyim, üşengecim nihayetinde...
Bir bankadan kredi çektiniz diyelim, ihtiyacınız oldu, belki evleneceksiniz, belki bi eksiğinizi tamamlayacaksınız ya da daha salakçası bir iş buldunuz para kazanacaksınız ama önce işe yakın bir ev tutmalısınız ve işe uygun kıyafetler alıp daha para kazanmadan, kazanacağınızı varsaydığınız para için borçlanacaksınız:))) Belki kağıt gelir diye biyerden kağıt aldınız daha fazla kağıt geri verme garantisiyle... Aferim! Sayenizde biraz daha ağaç kesilecek... Sonra o kağıtları bir süre işiniz aksadı ve taahhüt ettiğiniz düzende geriye veremediniz.... Bu banka denilen kurum sizden bu defa çok daha fazla ağaca malolacak düzeyde bir miktar kağıt isteyecek:)))) Çok fena canınız sıkılacak... Çünkü o kağıtlar için hayatını feda eden ağaçların yanısıra sizler de çalışmak denilen bir düzende hayatınızın büyük bir bölümünü feda ediyorsunuz... Her neyse canınız sıkıldı ya, her a(ş)kşam uğrayıp bir iki bira, sigara aldığınız 'Noolcak bu Fenerin hali?' tartıştığınz bakkala gittiniz likit keyif verici madde alacaksınız en günahından... O bakkal da sizden bazı kağıtlar isteyecek:)))
Bir gün atacam bakkalın önüne 80 kiloluk bir bizon, ver 80 litre likit diyeceğim:)))
Sonra o bankaya bizonun postunu takdim edeceğim duvarlarına assınlar:)))
Şaka bir yana benim ailem var bir şekilde bu tarz problemler çözülüyor, elbirliği yapılıyor vs vs...
Ama sizce de ters giden birşeyler yok mu bu pek kapital düzende? Yarın dünya patlayacakmış deseniz, 'Eyvah daha kredim bitmedi, kredi kartının asgarisini ödeyemedim' diyecek insanlar var etrafımızda...
Barınak, sağlık, eğitim, beslenmek gibi gayet insani şeyler her insanın hakkı! En tembelinden, en aptalından, en cahilinden tutun da herkesin hakkı bunlar...
Son olarak ben kira ödemeyi de son derece salakça buluyorum Sosyal Hukuk Devleti vatandaşı olarak:))) Ama evsahibime göre bu gayet normal hatta olmazsa olmaz birşey:)))
Anlatsam ona küresel ısınmayı, dünyanın halini, yokolan ormanları, kağıtların hiç olduğunu, aslolanın İNSAN olduğunu... Olmadı bir bizon da onun için avlasam:)))

6 yorum:

ev®en... 25 Kasım 2008 Salı 07:09  

:)) İçler acısı panorama, ancak bu kadar naif ve içaçıcı anlatılabilirdi.
Ama şunu da eklemek isterim :Nerde o eski bizonlar :S
Saygılar

Maviye Yolculuk 25 Kasım 2008 Salı 09:41  

Offf of! Ne diyeyim. Öfkeden kuduruyorum. Olan hep insan gibi insanlara oluyor zaten. Neden insanoğlu elindekiyle yetinip mutlu olmayı bilmez. Öğrenemediler hala daha çok istemenin ve arayışın mutsuzluk ve sonunda yıkım getireceğini.Bir taraf güllük gülistanlık hayatına devam ediyor, bir taraf açlık,sefalet,savaş,iktidar hırsı içinde acı çekiyor.İsyan etmemek elde değil. En çok da duyarsızlara köpürüyorum.Hiçbirşey olmuyormuş gibi yaşayanlara!

PaNDoRa 25 Kasım 2008 Salı 10:36  

Emrah çok iyi bir konuya değinmişsin, bugün güzel şeyler okudum senin ve sevgili Mavi'nin sayesinde. Anlaşılır bir dille anlatmışsın. Öğlenden sonra bir yazı hazırlayacağım blogculara biraz çemkireceğim yazımda Mavinin ve senin yazından da bağlantı vererek bir iki cümle koyacağım sizlerin belirttiği.

İzin var mı arkadaşım, haber bekliyorum.

Sevgiler!

Emrah ATİK 25 Kasım 2008 Salı 18:06  

Sevgili Pandora böyle şeyler için izin istemene gerek yok:)))

rebelon 25 Kasım 2008 Salı 21:54  

inan kağıt yerine plastik olsa ona da kanserojen derdik.en iyisi bi kilo bizonla yetmişlik rakı alıp fenerin sorunlarını çözelim.değişik bir yaklaşımın var .

koyusiyah 26 Kasım 2008 Çarşamba 01:34  

Nur yüzlü, sakallı amca marx demiş ki "Dünyayı anlamak yetmez!Onu değiştirmek de gerekir"....

  © Blogger template 'Solitude' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP