Ben...
27 Nisan 2008 Pazar
Parçalı bulutlu bir havada mutedil dalgalı denize açılsam, köpekbalıkları etrafımda dolansa… Tekneme kendim, öfkem ve bezginliğim dışında hiçbir şey almasam… (Neden illaki üç şeyle sınırlarsak? Bu da çocukluk oyunlarından kalma olmalı...) Öfkemle beslesem köpekbalıklarını… Yoksa kendimle besleyip tekneyi öfkem ve bezginliğime mi bıraksam… Çocukken çıktığım balık avlarında sabah ayazında soğuktan ellerimi hissetmezken yakaladığım balığı oltadan çıkarırken batan dikeniyle ellerim nasıl da acırdı… Şimdi köpekbalığı acıtmaz hiçbir yanımı… Büyümek böyle bir şey mi acaba?
Eksilmek mi biraz?
Bir zamanlar dinlerken kendimizden geçtiğimiz müziklerin artık hiçbir şey ifade etmemesi mi? Eksilen fiziki acılarımız mı, yerini daha derin acılara ve hüzne bırakan?
Güvenlik budalası olup çıkmamız, okul sıkıntımızın yerini ülke bunalımlarına bırakması… Küfürlerin en okkalılarını öğrenmemiz, abuk kırılganlıklar edinmemiz… Hepsi büyüdüğümüz için mi?
Ben köpekbalıklarını bezginliğimle besleyeyim, bana ben ve öfkem kalsın en güzeli…




