Ben...

27 Nisan 2008 Pazar


Parçalı bulutlu bir havada mutedil dalgalı denize açılsam, köpekbalıkları etrafımda dolansa… Tekneme kendim, öfkem ve bezginliğim dışında hiçbir şey almasam… (Neden illaki üç şeyle sınırlarsak? Bu da çocukluk oyunlarından kalma olmalı...) Öfkemle beslesem köpekbalıklarını… Yoksa kendimle besleyip tekneyi öfkem ve bezginliğime mi bıraksam… Çocukken çıktığım balık avlarında sabah ayazında soğuktan ellerimi hissetmezken yakaladığım balığı oltadan çıkarırken batan dikeniyle ellerim nasıl da acırdı… Şimdi köpekbalığı acıtmaz hiçbir yanımı… Büyümek böyle bir şey mi acaba?
Eksilmek mi biraz?
Bir zamanlar dinlerken kendimizden geçtiğimiz müziklerin artık hiçbir şey ifade etmemesi mi? Eksilen fiziki acılarımız mı, yerini daha derin acılara ve hüzne bırakan?
Güvenlik budalası olup çıkmamız, okul sıkıntımızın yerini ülke bunalımlarına bırakması… Küfürlerin en okkalılarını öğrenmemiz, abuk kırılganlıklar edinmemiz… Hepsi büyüdüğümüz için mi?
Ben köpekbalıklarını bezginliğimle besleyeyim, bana ben ve öfkem kalsın en güzeli…

Read more...

Hayvanlar Ve İnsanlar

13 Nisan 2008 Pazar


İnsan dediğimiz canlı türünü abartıyor olabilir miyiz?
Nedir bizim türümüzü diğer canlılardan üstün kılan? Biz konuşarak anlaşmaya çalışıp başarısız oluyoruz çoğunlukla, bazı hayvan türleri çeşitli yöntemlerle anlaşabiliyor… Düşünebilen tek canlı türü de değiliz, diğer canlı türleri de kendi hayatlarını ikame edebilecek kadar düşünebiliyorlar. Pek bir artımız yok gibi, hatta eksilerimiz yoğun, biz abuk şeyler için savaşıyoruz birbirimizi öldürüyoruz, dünya olanaklarının kaldırabileceğinden daha fazla üreme yapıyoruz, orman yakıyoruz, çevreyi kirletiyoruz vs… bunları yapan hayvan türü ben bilmiyorum…
Siz herhangi bir kaplanın koşarken önüne geçti diye başka bir kaplanı öldürdüğünü duydunuz mu? Türümüz böyle şeyleri trafikte yapıyor.
Bizler aşık olabiliyoruz. Sonra aşkımızın içine ediyoruz. Penguenler daha düzeyli yaşayabiliyor oysa ilişkilerini…
Siz eşini üfürükçüye yollayan bir penguene rastlayamazsınız ama türümüzde bunu yapanlar var. Şeyhde de libido var tabi, sadece üfürmüyor genelde…
Fahişelik sadece bizim türümüze mahsus bir meslek.
Önce ilişki dediğimiz şeyi ardından aldatmayı keşfetmek de bizim türümüze nasip olmuş bir şey mesela…
Yuvası diğer akbabadan daha yüksekte olduğu için hava atan bir akbabaya rastlayamazsınız ama daha iyi model arabaya binince psikolojisi değişen, daha pahalı bir mekanda bira içince adam oldum sanan insan türünün sayısı az değil:)
Herhangi bir kokarcanın milyonların önünde aptal bir yarışma programında para için sunucuya yalvardığını aklınıza getirebilir misiniz?
Örnekler çoğaltılabilir ama bugün pazar… Tembellik günüm:) Çalışmak yoruyor…

Read more...

Yaşanılır bir dünya tasavvuru...

10 Nisan 2008 Perşembe


Düşünün siyaset meslek olmaktan çıkmış, insanlar dönüşümlü veya gönüllülük esasına dayalı olarak ülke yönetiminde yer alıyorlar ve bundan herhangi bir maaş, çıkar veya avanta gelmiyor… Kahvede siyaset konuşmak gibi…
Futbol sadece futbol olmuş, insanlar hafta sonu sinemaya gider gibi maça gidiyorlar ve hoş vakit geçiriyorlar. Zaten futbolcular da keyif için oynuyorlar… Mafyalar, bahisçiler, cemaat/mürit vaziyetleri yok.
Nüfusumuz seksen milyona dayanmamış ve ülke kaynakları hepimize yetiyor. Kapkaç, hırsızlık vs yok gibi; komşuya giderken kapıyı kilitlemeye bile gerek duymuyorsunuz…
Sevdiğiniz bir alanda ve istediğiniz okulda eğitim almışsınız ve yine sevdiğiniz bir iştesiniz. İşiniz size eğlence gibi geliyor…
Ormanlar yanmıyor, yediğiniz besinler sağlıklı ve hava temiz… Balık yiyorum diye, denizde yaşadığını zanneden ama aslında denizin küçük bir bölümünde suni bir havuzda suni yemlerle büyütülmüş bir balıkımsıyı yemiyorsunuz, gerçek balık yiyorsunuz… ‘What is the matrix?’ durumu yok yani ne beslenmemizde ne hayatımızda… Her şey sade ve gerçek…
Feysbok henüz bulunmamış ve mertlik bozulmamış… Özel hayat hala özel ve yalnızca özel kişilerle paylaşılıyor… Sevgilinizi internet sitelerinden takip etmenize gerek yok:)
Okullarımızda nasıl iyi bir mürit olunurdan ziyade nasıl insan olunur, insan olmanın sorumlulukları nelerdir gibi şeyler öğretiliyor minik beyinlere…
İnsanlar kendisi gibi düşünmeyen, bambaşka fikirleri savunan birileriyle karşılaşınca seviniyor, konuşacak tartışacak daha ilginç şeyler vardır diye…
Trafikte insanlar bindikleri aracın onları yalnızca ve yalnızca bir yerden başka yere daha zahmetsiz taşımaya yaradığının bilincinde… Bindikleri aracın şekline veya yapabildiği sürate göre psikolojileri değişmiyor…
Abarttım mı acaba?

Read more...

Beyin jimnastiği dediğin böyle olur!

07 Nisan 2008 Pazartesi


Teknolojiden geri kalmayayım diye feysboktan profiller yaptım kendime, sohbetlerin dışında kalmayayım diye binbeşyüz bölümü bin sezona yayan diziler takibeyledim ama beyhude çabalardı hepsi… Zamanın önüne geçilemiyor…
Takım tuttum ait olayım bişeylere diye, aşık oldum şiirden anlayayım diye… Yoksa şiir mi okumuştum aşık olayım diye?
Sap olayım dedim balta yok, develere hendek atlatırım da hendekleri kazanlara acırım…
Bo Derek gelir gözümün önüne çocukluğumun en ıslak hayallerine dönsem; şöyle sahilde atına binmiş ıslak tişörtüyle… Biz aşkı hep sahilde yaşanan ıslak bir şey diye öğrenmiştik ondan:)))
‘Life is life!’ idi o zamanlar, bu kadar paranoya yoktu, küre bu kadar ısınmamıştı, ozonun ırzına bu denli geçmemiştik, hala mutlu bir yuva hayalindeydi atmosferimizin kimi katmanları…
Ne oldu da bugünlere bu şekilde geldik biz?
Şimdi kabuslarımda dünyalar yıkılır, kıyametler koparken uyandığımda ‘Oh be sadece rüyaymış.’ diyemiyorum, gerçeklik payı var artık her kabusun…
Balkona çıksam UFO görür müyüm? Bu iyi ihtimal; balkonda Saadettin Teksoy’u görsem daha korkunç olurdu:)))




Read more...

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP