
Herkes evlenmeden önce sevgilisine çocukluğunun geçtiği yerleri gezdirmeli!
Fikir requiem'den, çekimler benden, makina kardeşimden, iklim ve doğa manzarası Yüce Manitu'dan...
Hayatın gülümsediği anlar...
Eskiden, çok eskiden, ilkgençliğimde ' Hayat bir erkeğe kadının en kuytu yerlerinden gülümser!' derdim... Yanıldığımı söyleyemem ama ekleyeceklerim var... Hayat aslında gülümsemeye fırsat kolluyor ama omuz silken, bu gülücüğe karşılık vermeyen bizleriz sanırım...
Bu fotoğraf kışın başında çekildi... İşte hayat... Birileri üşürken, belki karşılığında ülkesini, geleceğini sattığı kömürünü yakarken - mesaj vermeden olmaz:)))- biz Dalyan sahilinde çocukluğumu gülümseten o mekanda en günahından likit keyif verici maddemizi tüketip denize giriyorduk... Şimdi gel de bu hayata kötü de... Ben derim ama... Kişisel mutluluk, kişisel başarı bir hiçtir! Bir yerlerde insanlar uyuşturucu çekip baltalarla birbirlerini katlederken mutlu olmak belki ayıp... Ama kardeşim sizlerde birilerinin kulu kölesi müridi tebaası olmayıverin yahu... Birileri 'Yürüyün, vurun kılıncı!' dediğinde, nereye yürüyoruz, neden yürüyoruz? Sen kim oluyorsun da yürüyeceğimiz noktayı belirliyorsunuz deyiverin?
Neyse bana ne? Her sopa sallayana boyun eğene, her kaval çalana koyun olana, her şeyhe mürit olana açık değil zaten bu blog...
Neyse dedim ya kişisel, çok kişisel...
Benim çocukluğumda bu sahilde elektrik yoktu, hoş hala yok:))) Biz çadır hayatı yaşardık her yaz... Kardeşim o sahilde emeklemeye başladı şimdilerde yirmili yaşlarında, yürüyebiliyor artık yani:))) O zamanlar akşam kızlar ateş için odun falan toplardı bizlerse gölden yengeç avlardık... Közde yengeç partisi, anlatılan masallar, oynanan sessiz sinema oyunları ve radyoda komşudan müzikler... Bizim kanalları çekmezdi radyo, Yunan müziklerine olan sevdam ordan kalma herhalde...
Nerden nereye? Psikologların olaya çocukluktan girişmesi boşuna değil...
Çocukluğumuzda saklı geleceğimiz belki de...
yakaladığımız yengeçlere yaptığımız işkencelerin bedeli yaşananlar.
bizi kavuran güneşe minnettar oluşumuzdan kısacık mutlu anlarımız,
aşkımızı denize borçluyuz
dostluklarımız iyot kokulu, denizsiz kentte boğuluşumuz bundan...
demiştim bir yazımda, ne haklıymışım, aferim bana:)))
Sıkıldıysanız affola... İçimden geldi yazıverdim gari:)))
Read more...