YAŞ OTUZBEŞ, YOLUN NERESİ EDER USTA?

23 Nisan 2009 Perşembe






magna civitas magna solitudo









35 yılın muhasebesi, mutlu bir çocuklukla, hızlı geçen bir ilkgençlik ve tarif edilemeyen bir şimdiki zaman...
Toplasan ne çıkar ki ortaya acaba?
Geldik gidiyoruz işte, her türden mutluluk yanımıza kar kalır mı?

Şimdi tam da buraya bu şarkı gider, dinleyiniz, sonra devam ederiz... Tous Les Matins De Monde filminin müziklerindendir kendisi...







Dinlediyseniz devam edelim muhasebeye...
Şairin
''Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.''

dediği yaşa geldik çattık... Yolun neresi olduğu bir tahmin elbette... Melih Cevdet'in o çok sevdiğim romanının şiir gibi ilk paragrafında dediği gibi;

''Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan.''

Mutluluktan nasıl geçiverdiğini anlamadığımız çocukluk, okuldu ilk aşktı, askerlikti geçiveren ilkgençlik, af buyurun eşek gibi çalışarak geçen gerisi, bankaların faizlerine feda edilen zamanlar... Toplasanız olimpik havuz dolduracak likit alkolü eş dost bünyede eritmeler:)

Memleket haline kızmalar, coşmalar, hüzünler, aşklar, tekmili birden...
Topluyoruz ve adına hayat deyip, balık ve rakı tüketimine devam ederek balıkçılığımıza ve alkol üreticisi emekçilerimize desteğimizi sürdürüyoruz...

Gelecek projelerimiz;

Requiem' e aşık kalınacak!
Bloga inadına devam!
Eş dost ihmal edilmeyecek!
Sigara bırakılmayacak!
Hovardalık yasak!
Para denen şeyden bulunursa memlekete dönüş yapılıp balıkçı teknesi alınacak ve Requiem bahçede roka maydonoz yetiştirecek, ben balığa çıkacak...
Çok kişisel oldu farkındayım ama doğumgünü dediğiniz şey de kişisel bişey:)
Yarın doğmuşum, balıklar kollasın kendini yarın fena balık rakı havamda olacam:)

Saygılar...

Ve kendime ilk hediye kendimden, bunu da buradan paylaşmakta sakınca yok:)


Not:Şifremi unutmuşum, Requiem'den giriş yaptım:) Emrah Atik...

21 yorum:

münzevî 23 Nisan 2009 17:42  

35 e kadar yaşayıp 35 donra hayatın muhasebesini yapmak :)

Ben bilançoyu denkleştirirken hep geçmiş yılllara ait zararları kullanıyorum.. Ya sen?

Emrah ATİK 23 Nisan 2009 17:46  

Ben balıklarla dertleşicem rakı şişesinde:)
Geçmiş yıllara ait şeylerden genelde güzelleri tutan çok sevdiğim bir balık hafızam var)

Nily 23 Nisan 2009 17:52  

35 yaş dediğin nedir ki, daha dünkü çocuğuz :))

35 yaş nedir ki, içine oltanı salladığında ilk takılan hala o küçük çocuksa gerisini boşver..onlar sadece etiket:) doğum günün kutlu olsun..

Requiem ile birlikte, bol keyifli, bol neşeli, kahkahanın, denizin, balık ve rakı sofrasının ve o sofradaki dostların eksik olmadığı nice güzel yıllar dilerim.

Emrah ATİK 23 Nisan 2009 17:55  

Kendi kendime en iyi dilekleri sıralayayım desem bunlardan daha iyisi gelmezdi aklıma:)
Teşekkür ederim...

TANRININ ÇİÇEĞİ 23 Nisan 2009 19:10  

35 yaşını geride bırakan bir yetişkin olarak öncelikle aramıza hoş geldin diyorum :))

"mutlu yıllar diliyorum
Requiem ve sana"

bende 19 mayısta 37'yi bitirip 38 olcam :(
surat astığıma bakmayın ben seviyorum yaşlanmayı hani züğürt tesellisi filanda deyil inanın bana
her yaşın verdiği güzellik farklı
ama o güzelliği keşfetmeniz için
30 yaş sendromlarını atlatmanız lazım.

"bana uğradımı?eh uçundan azcık :)"

dileğimi yeniliyorum mutlu yıllara efendim sağlık sıhatle.

Adsız,  23 Nisan 2009 19:11  

doğumgünün kutlu olsun şimdiden abicimmm.....esinn

Emrah ATİK 23 Nisan 2009 19:14  

Eh bir miktar burukluk var tabi ama yarın çipura ızgarayı sofrada görüce, havaya da inceden anason kokusu yayılınca biraz da imbad... Bişeyciiim kalmaz:)
Geldik gidecez elbet, yenilere yer açmak lazım gelir:)

Karōshi: 23 Nisan 2009 21:42  

Aramıza hoşgeldin:) Ama korkma bir şey olmuyor:) Aynı aynı.. Her şey aynı inan bana:)Aynı olması kötü dersen ama.. bilemem:) Doğum günün kutlu olsun Emrah..

Emrah ATİK 23 Nisan 2009 22:10  

Gecikmiş 30 yaş sendromu mudur acaba:)
TEşekkür ederim...

Adsız,  23 Nisan 2009 23:24  

Tarihte kayda geçen ilk doğum günü kutlaması, milattan önce 3000 yıllarında yaşamış bir Mısır firavununa aitmiş,sende bu gidişle yavaş yavaş tarihe karışıyorsun ama olsun be dostum hayat hala güzel rakı balık ve yanında da o senın meşhur ege mezelerinle.
Dogum günü kutlu olsun kardeşim..

Emrah ATİK 23 Nisan 2009 23:26  

Muhtemelen tanışıyoruz anonymus kardeş ama bi de isim yazsaydın:)))
Teşekkür ederim...

Mutlu ULUYILMAZ,  23 Nisan 2009 23:32  

kendimi adsız olarak yazdım kı hayranlarım benım bu sıtede oldugumu gorup hacklemesınler dıye :D evinin yegane bulsık yıkamayan paylaşımcısı...

Adsız,  23 Nisan 2009 23:41  

doğum günün kutlu olsun patos :)) isim yazmaya gerek kalmadı sanırım :P

Emrah ATİK 23 Nisan 2009 23:43  

Elbette Çitossss:)
Teşekkür ederim canım yingem benim...

Adsız,  24 Nisan 2009 00:03  

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
Gül taşıyan çocuğuna yerleştir
Ve omuzlarına daracık omuzlarına
Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
Biraz da herkes içindir.
Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.

Emrah ATİK 24 Nisan 2009 00:11  

Bu şiiri bana bir kişi yazar:)
Ben de seni çok seviyommm:)

PaNDoRa 24 Nisan 2009 07:54  

Emrah ne güzel anlatmışsın 35 yaşı. Ne zor bir yaş bu. Bu yaşta kişi çok sorguluyor geçmişi "35 Yaş yolun yarısı" dendiği için midir bu bilemiyorum :S

Güzel bir yaş diliyorum sana, rakının balığın eksik olmadığı, hükümet mevzularının bittiği kapandığı, banka faizleri ile boğuşmayacağın ve en önemliside Requiem ile uzun, mutlu, sağlıklı ve de huzurlu yaşayacağuınız yıllar diliyorum.

Nice yıllara sevgili blog arkadaşım.

Hoşça kalın...

Maryjade 24 Nisan 2009 09:48  

Nice senelere Emrah Atik, Egelim :-)

Emrah Atik 28 Nisan 2009 01:02  

Sonsuz teşekkür herkese...

UFUK ÇİZGİSİ 28 Nisan 2009 17:58  

35 durup düşünülen ve uff ne zaman bu yaşa geldim denilen bi nokta galiba ya..

Emrah ATİK 29 Nisan 2009 12:54  

Ufuk Çizgisi çok haklısınız, insan bu noktaya nasıl geldiğini pek anlayamıyor, arada bir durup soluklanmak, koşturmacanın dışına çıkmak gerekiyor düşünebilmesi için...

Yorum Gönder

Yazıyı yorumlar tamamlar:)

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP