Yaşlı Sahaf Ve Shakespeare
27 Mayıs 2009 Çarşamba

Kıyıda köşede kalmış, hatta hiç olmayacak yerde bir kitabevi.. Genç müşteriyle yaşlı kitabevi sahibi arasında şöyle bir konuşma geçer:
-İyi günler.
-Sana da, delikanlı. Buyur.
-Shakespeare’in bir kitabını arıyorum ama bilmiyorum sizde bulunur mu…?
-Bulunmaz mı! Shakespeare olacak da bende bulunmayacak ha! Shakespeare. “Ne günah işlemiş! Kokusunu duymasın diye gök burnunu tıkıyor. Ay gözlerini kapıyor utançtan. Önüne çıkanı öpen çapkın rüzgar bile, toprağın derinliklerine sığınmış işitmesin diye. Günahı neymiş?! Utanmaz or.spu!” Al sana Shakespeare. Al sana Othello. Çay içer misin, delikanlı? Sana çay söyleyeyim.
-Yok, teşekkürler.
-Ne yapacaksın Shakespeare’i?
-Hiç, geçenlerde bir yerde geçmişti de, merak ettim…
-Shakespeare, Shakespeare. Otursana yahu. Korkma, sıkılma. Burası kitabevi. Başka yerlere benzemez. Bak, camda ne yazılı gördün mü?
-Nerede?
-Camda ya, çıkıp dışarından bir oku.
"Adam hemen çıkıp, camda bir kağıda bilgisayarda yazılmış yazıyı okur ve tekrar girer.
-Girerken farketmemişim.
-Neymiş? “Hanımlar Buyurun Çay İçelim.” Hanımlar yazdığına bakma, kapımız herkese açık.
-Shakespeare’in hangi kitabını istiyorsun?
-Venedik Taciri.
-Venedik Taciri.. Venedik Taciri.. Vene.. Al sana Venedik Taciri! Bizde Shakespeare olmayacak da kimde olacak!
-Haklısınız. Ne kadardı?
-Arkasında kaç yazıyor?
-Yedi milyon?
-Sen altı ver.
-Teşekkür ederim.
-Gençlere yardımcı olmak görevimiz. Gençlik gibisi var mı. Peh. Gençlik de ne gençlik. Senden az önce genç bir kız gelip bir kitap sordu. Saçma sapan bir şey. “Erkekler Marslı Kadınlar Uzaylı” mı, “Venüs’lü Erkeler” mi, ne bileyim, abuk sabuk bir kitap işte. Yok, dedim, yok. Bende öyle kitaplar bulunmaz. Öyle kitap istiyorsan gece İstiklal’e çıkacaksın, dedim. Döndü arkasını marş marş. Yürü anca gidersin. Heh heh.. Sana bir şey söyleyeyim mi delikanlı? Bak, sen bu işlerden anlıyorsun madem. Hayatta bir şeyi çok iyi öğrendim. Bak kaç yaşındayım, değil mi? Senin iki katın, bilemedin üç. Bu hayatta kadın dedin mi, aklı seksten başka hiçbir şeye tam basmayan bir insan aklına getireceksin. O kadar. Yok kadın şöyleymiş, yok böyleymiş. Tıraş. Geç bunları. Kadını boş bırakmayacaksın. Benden sana tavsiye. Bunu bir yere yaz.
- (hafif gülerek) Olur, yazarım.
-Para üstünü aldın mı?
-Tamam.
-Ya bir çay içseydin?
-Yok, sonra bir ara uğrar çayınızı içerim.
-Ben hep buradayım. Çıkarken kapının sağındaki şiiri oku da git. Bak orada iri harflerle kartona yazılı bir şiir var.
-Öyle mi? Tamam, okurum.
Adam sarı bir kartona siyah keçeli kalemle yazılmış şiirin ilk birkaç sözcüğünü okuyup, gerisini okur gibi yapar ve hızla bitirip uzaklaşır.
-…“Hayırsa cevabın girme yatağıma… kedi gözler…dudaklar…titrer…solar…”

0 yorum:
Yorum Gönder