Başlık yok, etiket yok, kategori yok... Sadece düşler var...
05 Haziran 2009 Cuma

Şöyle ufak bir sahil kasabasına yerleşsem, bahçede roka maydonoz yetiştirsem, ayak toprağa değse... Balığa çıksam, bir elim teknenin dümeninde diğer elimde buz gibi bira olsa... Güneş kavursa... ayaklarım yalınayak yürümekten ve sıcak kumlardan katır ayağı gibi olsa...
Sabah balığa çıkıp öğle yemeğinde yakaladığım balıkları yengeçleri götürsem, bir iki bira içip kuytu bir gölgede uykuya dalsam...
Öğleden sonra yine balığa çıksam, akşama bahçeden topladıklarımla salatayı yapsam, ekmeği kendim yapsam, balığı ızgaraya atsam... Bakkaldan sadece rakı alsam... Onu da değiş tokuş sistemiyle halletsek, para mevhumunu ortadan kaldırsam.
Akşam güneşin batışına karşı kursam sofrayı, bir iki kadeh atsam, fonda Müzeyyen Senar, Zeki Müren şarkıları olsa...
Uzar gider benim liste ama listenin hiçbir maddesi denizden bir adım uzaklaşmaz herhalde:)
Siz de yorulmuyor musunuz bazen... İşten güçten değil sadece... Yaşam standardından, modern hayattan, televizyondan internetten, ondan bundan şundan... Daha güzel bir hayat olabileceğini bilip de sabahtan akşama mesai yapıp, akşam tv ya da pc başına çöreklenip ertesi gün yine aynı çarka girmek... Okkalı bir küfür geçiyor tam burada ama otosansür sistemimi devreye sokuyorum hemen:)

8 yorum:
bazen değil de ben bu aralar çok fazla yorulmaya başladım bu kısırdöngüden...şöyle alıp başımı gidesim ve dönmeyesim var...
Sanki çok büyük bir istekmiş gibi görünüyor bunlar ama aslında saf bir hayat hayali:) Kimisi için yaylalar makbuldür benim için deniz. Mekan önemli değil ama nasıl uzaklaştığımız ortaya çıkıyor doğal yaşamdan... Hayalde herhangi bir model araba yok, jakuzi vs yok:) Basit bir ev, basit bir tekne ve evin yanında küçük bir ekilebilir alan:) ama nasıl uzak geliyor...
çarka öyle bağımlı olmuşuz ki, elektirikler kesilse panik olacak haldeyiz:)
bir de tabi kendimiz varız işin içinde. hani her nereye gidersek beraberimizde alıp götüreceğimiz ve muhtemelen kendi içindekini tamamlayamadığı için yine aynı kısırdöngüyü hissedecek olan kendimiz :))))
İnsanlığın bilinen tarihi kadar eski şarap yapımının tarihi:)
bu nedenle olsa gerek:)
kuvvetle muhtemel :))))
mayam be beni de götürsene... gidesim ve bir daha dönmeyesim var demeye geldim ama benden önce demişsin zaten...
emrah, o kısır döngünün içinde yoranın gene dönüp dolaşıp aslında, temelde, en derinde kendimizin yattığını bilmek acı verir oldu bana, hem yorgun hem acılı hem de zinciriy kırmayacak kadar cesaret siz oluşuma kızdım ama sabah sabah da içilmezki...
sabah sabah yapılır mı bu? hem de cumartesi sabahı.. önceleri gitmeyi hayal ederdim. şimdilerde gitmeyi hayal etmekten gitmeye fırsat bulamadığımı anladım. bir sonraki aşamanın çekip gitmek olmasını umuyorum. yani anlayacağınız geçerken el sallarım:))
Cidden koştururken farketmiyor insan ama iki dakka durunca ''Nooluyo lan!'' hissi çörekleniyor:)
Camus nün muhteşem denemelerinin olduğu Sisiphos Söylenini bir daha kurcalamak lazım sanırım:)
Yorum Gönder