Davos'tan bir Erdoğan geçti...

29 Ocak 2009 Perşembe

Son derece haklı olduğunuz bir konuda üslubunuzla nasıl da saçma sapan bir duruma düşülebiliyor. Sayın Başbakan'ın Davos'ta yaptığını bilmeyen yoktur artık herhalde. Uzun uzun anlatmaya gerek yok.
İsrail'e sert tepki verilmesini savunanlardanım. Mesela ilişkiler kesilebilir, dondurulabilir, orada kalıcı bir barış için adım atılana kadar İsrail ile ekonomik, siyasi her türden ilişkilere sınırlama getirilebilir vs vs... Ama kalkıp da orada 'Hamas'ı da masaya çağırmazsanız barış olmaz!' denmez...
Derseniz günün birinde size de 'PKK'yı da masaya çağırmazsanız barış olmaz!' dediklerinde ne cevap vereceksiniz?
Filistin'e uygulanan ablukanın kaldırılması, Filistin'in özgür bir devlet olarak dünyada yerini alması, altyapısını ekonomisini vs vs bir devlet olarak gereken her şeyini kendisi yürütebilecek konuma gelmesi için destek verilmeliyken sanırım Sayın Başbakanın hayallerini Hamas yönetiminde bir Filistin süslediği için olsa gerek özetle Hamas'sız barış olmaz dedi ve döndü...
İsrail'e nihayet adam gibi bir tepki verdik diye kendimizle ülkemizle gurur duyacaktık hevesimiz kursağımızda kaldı. Meğer biz Hamas'a hamilik yapmışız...
Hamas kimdir peki? Filistin'i mi temsil eder? PKK ne kadar Kürt yurttaşlarımızı temsil ediyorsa o kadar eder... Gider soba borusundan yapılmış bir bomba sallar İsrail'e, sonra bekler İsrail gelsin taş üstünde taş bırakmasın... Savaşacaksan adam gibi savaş! İsrail'in eline kozlar vermekten başka işe yaramayan bir örgüt... İsrail kurmuş bile olabilir bu örgütü...
Benim anladığım kadarıyla Filistin halkını 'insanım' diyenler dışında düşünen, yaşadığı acıların son bulmasını isteyen pek yok!
Bu arada yine de AKP'den hiç hazzetmeyen bir insan olsam da Başbakan Erdoğan'ın kendi üslubunca vermeye çalıştığı tepkiden dolayı umutluyum.
Keşke araya Hamas'ı sıkıştırmak yerine orada yaşanan insanlık dramına ülke olarak sağcısı solcusu duyduğumuz tepkiyi dilegetirseydi...Ve İsrail ile bu vahşet son bulmadığı sürece ilişkilerimizi durduracağımızı söyleyip dönseydi herhalde o zaman göğsümüz kabarırdı.
Biraz tribünlere oynadı belki bilemiyorum...

Bir iki gün sonra anlarız, yok ben sözümü kestiler de ona kızdım, İsrail bizim kadim dostumuz falan mı diyecek, yoksa daha ciddiye alınır bir tepki mi verecek? Biraz bekleyip göreceğiz...

Read more...

OKUMAK YA DA OKUMAMAK, İŞTE BÜTÜN MESELE!

26 Ocak 2009 Pazartesi








Bu ülkede neden kitap okunmuyor? Kitaplar mı çok pahalı? Alım gücü mü düşük? Eğitim seviyesi neden olabilir mi okumayışımıza?

Her fırsatta herkes cehaletten yakınır, eğitimin önemi her önemli günde vurgulanır vs vs...

Devamını okuyun...

Read more...

Il Postino/Postacı


Şilili şair Pablo Neruda'nın ülkesinden tutuklanmamak için kaçtığı dönemde kaldığı küçük bir İtalyan adası... Yapılabilecek tek işin balıkçılık olduğu, su bulmanın bile lüks sayılabileceği fakir ama cennetten fırlamış bir ada... Cahil bir balıkçının cahil ve işsiz güçsüz, sessiz kendi halinde oğlu...

Neruda'nın gelişiyle adanın iş yapmayan postahanesinin çalışır duruma gelmesi ve burada bulunan geçici iş sayesinde Neruda ile karşılaşma... Şaire her gün gelen mektuplar nedeniyle doğan dostluk...

Devamını okuyun...

Read more...

Kolera Günlerinde Aşk

23 Ocak 2009 Cuma













Akira Kurosawa der ki;

'İyi bir yönetmen iyi bir senaryo ile başyapıtlar üretebilir; aynı senaryo ile vasat bir yönetmen ancak sıradan bir film yapabilir. Fakat kötü bir senaryo ile çok iyi bir yönetmen bile iyi bir film yapamaz.'

Şimdi muhteşem bir romanın sinemaya berbat bir uyarlamasını bu denklemin neresine yerleştirirsiniz?

Devamını okuyun...

Read more...

Yeni Dalga

22 Ocak 2009 Perşembe


Şunun şurasında bir yıl öncesine kadar aydın ve de sinemasever bir insan için gayet keyifle izlenen örnekleri olan bir Fransız Sinema akımıyken ne olduysa artık günümüzde aydın insanların korkulu rüyası oluveren bir baskı aracı olan Yeni Dalga terimi üzerine güzel düşler kuralım istiyorum... Ama nafile...

Her yeni güne yeni bir Ergenekon dalgasıyla uyandığımız şu günlerde kim terörist, kim vatansever, kim gazeteci kim ajan birbirine girmiş durumda... Dava uzadığı sürece durum daha da işin içinden çıkılmaz bir hal alacak gibi, en azından biz şaşkın izleyici için öyle...

Oysa Yeni Dalga sineması öyle midir ya? Pek sevdiğim ve defalarca izlediğim Goddard'ın Serseri Aşıklar'ı mesela... Keyfimiz yerinde olsa ve bu filmden doyasıya bahsetsek, yazıya bir de chanson eklesek en Edith Piaf'ından... Fena mı olurdu?

Üç Jean'lı film olan Serseri Aşıklar (Jean L Goddard, Jean P. Belmondo ve Jean Seberg) örneğinden gidersek Allah şu pek dalgalı dönemde tüm masum vatanseverlere bol Jean(CAN) versin diyoruz...
Temennimiz bir an önce adaletin kendini göstermesi ve bu davanın sonuçlanması. Bu insanlar gerçekten suçluysa kimsenin kafasında soru işareti bırakmayacak şekilde kanıtlarıyla herşey ortaya dökülsün ve cezalarını çeksinler ama masumlarsa da şu bir yılın hesabını kimse onlara veremez!
Geç gelen adalet adalet değildir!

Read more...

KISA

19 Ocak 2009 Pazartesi










Bunca hırs, savaş, acı boşuna... Çünkü;

'Hayat kısa,
Kuşlar uçuyor.
'

İnsanlar boşuna birbirini öldürüyor, bıraksalar zaten kendi hallerinde de ölecekler öldürülenler, tıpkı öldürenler gibi...

Kaçınılmaz sonu böylesine yakınlaştırma ve Tanrının insan üstündeki en büyük gücüne kendini ortak etme isteği saçma... Hiçbir dinin Tanrısı insan hayatı konusunda karar verme yetkisini bir başka insana devretmez!

NOT: Şiir Cemal Süreya'dan...

Read more...

Mutluluk Sanatı...

15 Ocak 2009 Perşembe









Fotoğraftaki arkadaşı bu kadar içten gülümseten ne olabilir?
Çok mu kişisel gelişmiştir kendileri?
Aşıktır belki de...
İşinde terfi etmiş de olabilir?
Evini Feng Shui normlarına göre düzenlemiştir ya da...
Bağlı bulunduğu cemaat iktidarı elegeçirmiş olabilir mi?
Yok yok, Obama seçilince barış ve huzur beklentisine girmiş birisi olmalı...
Cinsel hayatı başarılarla dolu bir Kazanova gülümsemesi mi yoksa?
AROG'un esasoğlanından türünün intikamını almış olabilir mi? Sanki öyle hain bir gülümseme...
Bir miktar Avrupa Topluluğuna dahil olacam sevinci de var sanki bu eblehte:)))
Kendisi hükümetimizi özgürlük savaşçısı ilan etmiş bir köşe yazarı olabilir mi? Kendi yazdıklarına gülüyordur belki herkesten gizli...
Ya da Paris Hilton fotoğrafını sitesine yerleştirip google arama sonuçlarına bakarken elinde olmadan kahkahalar patlatan bir blogger olabilir mi? :)))
Adnan Hoca Darwin maçını izliyor da olabilir...
Yok yok ne o ne bu... Bu insanlığın haline bakıp 'Geliştiniz, evrildiniz de iyi halt ettiniz, bk vardı sanki!' diyen bir maymunun kahkahası olmalı...

Read more...

Paris Hilton'la çetleş, Ebru Gündeş...












Ekonomik kriz, savaşlar, açlık, sefalet, insanlık dramları ve daha bir sürü insanı kaygılandıran konunun ortayerinde interneti açıp da hala Paris Hilton derdinde olan yurdum insanının büyük bölümüne blogumuzun dev kıyağıdır bu Paris'in en Dondurmam Gaymak pozu...

Devamını okuyun...

Read more...

MP3 İNDİR, SELÜLİTLE SAVAŞ BİR DE 'SAVAŞA HAYIR!' DE MÜMKÜNSE...

14 Ocak 2009 Çarşamba

İyilerin dostu kötülerin can düşmanı kahramanların anavatanı ABD' nin attığı atom bombasını hatırlar mısınız? Hain Japonlar kahraman denizcilerin üstüne bomba yağdırmıştı hani, hatta denizcilerden birinin melek sevgilisi çamaşır asıyordu galiba o sırada... Filmlerden böyle görmüştük...
O filmlerin hiçbirisi 'Kardeşim bu Japonlar askeri üssü bombaladı sizin gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir kente atom bombası sallamadı!' diye düşündürmez izleyiciye... Japonların tepesine bomba yağarken izleyici duygusallığın doruğunda eblekler gibi 'Oh be, iyiler kazandı!' hissi yaşar...

Aynı iyiler şimdilerde Filistin'in ve daha birçok ülkenin şöyle ya da böyle kabusu olmuş durumda... MP3 indir, selülitle savaş, koca memeli kadın fotoğrafları getir lan google demek yerine böyle konuları da arattırırsanız google abiye internetin sadece pornografiye ve beleş müzik film indirmeye yaramadığının bilincine varmanız olası...

Cennet vatanım en abuk Google aramalarında madalyaları kimselere kaptırmamaya kararlı. Hal böyleyse ey blog yazarı arkadaşlarım benim, işte size eblek internetçiyi sitenize çekip ona şok tedavi yöntemiyle bilgi aktarma yolu... Hoş siz benden önce keşfetmişsinizdir bunu:) Bunun teknik bir adı da vardı ama ben o kadar anlamam. Araya her salağın hoşuna gidecek cümleler yerleştiriniz. Eleman koca memeli bir orangutan ararken suratına 'SAVAŞA HAYIR ULAN HIYAR, UYAN ARTIK!' sloganını hınzırca yapıştırıveriniz!

Sözüm elbette meclisten dışarı, meclisin içine aldığı kesim google abiden abuk cümlelerle daha abuk cinsi fantazyalarına meta arayan veya 'Küçük Emrah şarkı indir dinle' diyerek bir şekilde google abi marifetiyle bizim siteye uğrayanlardan değildir:)))

Kurun tuzağınızı ve bekleyin!


Read more...

Ergenekon ve Kırmızı Başlıklı Kız

13 Ocak 2009 Salı



Birilerinin hükümete darbe yapabileceği olasılığının olası olması nedeniyle aylardır hapishanede olduğu cennet vatanımda darbenin ta kendisini ABD destekli yapanların gayet özgürce resim sergileri açması, bilirkişi muamelesiyle televizyon programlarına çıkması bence oskarlık bir karamizah örneğidir.

Ergenekon mitolojide Türklere yol gösteren kurdun destanı mı yoksa kırmızı başlıklı kızı ham yapacak kurdun hikayesi mi yoksa 'kurt cadı avında' isimli korku filminin Türkiye'deki gösterimi mi?

Eninde sonunda bunlar ortaya çıkacak bizlerde öğreneceğiz sapla saman birbirine mi karışmış yoksa asrın davası mı?


Ama öyle bir görüntü oluştu ki ergenekon sanki Cumhuriyetçilerle cemaatçiler arası bir maç gibi algılanır oldu.
Herkesin kafası karışık, birileri zafer çığlıkları atıyor her yeni dalgada...

Hükümet yargı bağımsız, dava bizden bağımsız yürüyor diyor bir yandan diğer yandan 'Arkası yarın, daha ne sürprizler var, pek yakında...' şeklinde sunum yapıyor...

İnsanlar şaşkın.

Bu bir hesaplaşmadır, bu gerçek ama hesaplaşma karanlık geçmişimizle mi yoksa varolan hükümet ile muhalifler arasında mı bunu anlamak çok güçleşti. Böylesine büyük bir davada neredeyse ülkenin son on yılına damga vuran Fethullah Gülen kanadından ve AKP bünyesinden hiç kimsenin bırakın sanık olmayı tanık dahi olmaması tuhaf değil mi?

Bir tuhaflıkta yıllarca her gösterisinde İsrail bayrağı yakan sıkı Müslüman kesimin şimdilerde İsrail'le ilişkiler kopmasın, aman bir arayol bulalım derdine girmesi olabilir mi? Artık hiçbir şeyin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği bir çarkın içinde günün kara mizahı da Ergenekon soruşturmasının çıkış noktasının sahte bir haham olması olabilir mi?

Bu dava ne kadar sürecek?

Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuyla yakından ilgilenen AB'nin bu davanın zanlılarının durumuyla ilgisi hakkında bir bilgisi olan var mı?

Ve daha birçok soru var sorulabilecek. Ama bu davanın en büyük hatası sanırım artık birçok insanın kendisine şunu sormasında 'Acaba birgün beni de alırlar mı?'... Masum insanlar kendilerini güvende hissetmiyorsa ve kaygı duyuyorsa bu bir sorundur. Bu devlet halkın her kesiminin güvenini kazanmaz ise bu davanın sonucu ne olursa olsun illaki büyük bir kesimin kafasında soru işaretleri kalacaktır.

Adalete ve hukuka inanan bir insan olarak klasik tabirle temennimiz suçun cezasız kalmaması
ve bu davanın cidden ülkenin önünü açacak, geçmişindeki karanlık noktaları aydınlatacak bir şekilde sonuçlanması... Ama bunun için deliller öyle net olmalı ki insanların kafasında soru işareti bırakmamalı...

Read more...

Vicky Cristina Barcelona

11 Ocak 2009 Pazar




Bir Woody Allen klasiği diyebiliriz sanırım bu filme. Diyaloglarıyla konusuyla ve oyuncu seçimiyle bakıldığında buna bir engel yok.
Aşk üçgenleri ve hatta dörtgenleri, matematiğin sınırlarını zorlayan ihtimaller, alaycı bakış açılarıyla işte bu Woody Allen diyorsunuz.

Devamını okuyun...

Read more...

ÜTOPYALAR GÜZELDİR...

10 Ocak 2009 Cumartesi


İstatistikler veya çeşitli bilim dalları insanları veya canlıları çeşitli kategorilere ayırırlar ya, burdan yola çıkarak dünyada çeşitli devletler kurulsa...

Bütün dinlerin köktencilerini birarada toplayan bir devlet, ehl-i keyf insanlara başka bir devlet, dünyanın bütün teröristlerine ıssız bir ada mesela...
Dünyanın bütün müritlerini de unutmadım, beğendikleri şeyhle birlikte başka bir ıssız ada da onların olsa...
Savaşsever salakları ellerinde ilkel silahlarla kutuplara sürsek... Yesinler orada birbirlerini...
Uzar gider bu fantastik liste...
Bazen ayrımcılıkmış gibi görünse de huzurlu bir dünya için tek yolun bu olabileceği aklımdan geçmiyor değil...
Günün birinde gündeme gelirse bu fikir, telif hakkı olarak ben ve benim gibiler için Ege'yi isterim ona göre:)
Madem ki insan denilen hayvan birarada yaşamayı beceremeyecek kadar salak bir tür, benim aklıma gelen çözüm bu...

NOT; Yazının başlığı Ferhan Şensoy'un çok sevdiğim Ferhangi Şeyler oyununda geçen bir şarkının sözlerinden alıntıdır.

Read more...

İSRAİL'E İLK TEPKİ... NİHAYET...

08 Ocak 2009 Perşembe



Kıytırık kınama mesajlarını veya endişe bildirilerini tepkiden saymayan bana en sonunda 'İnsanlık ölmemiş!' dedirten tepki taa Venezuella'dan geldi...
Demek ki onurlu ve cesur bir şekilde bu vahşetin karşısında durulabiliyormuş.
Konuyla ilgili ilk yazımda şöyle bir laf etmiştim;

Hala İsrail'le öyle veya böyle ilişkisini devam ettiren herkes bu vahşetin ortağıdır!
Demek ki olabiliyormuş!
Mümkünmüş yani. Koca dünyada adam gibi tek tepkiyi veren bu ülkeye içi ısınmayan var mı?
CHAVEZ'in açıklamasını ntvmsnbc 'den okuyabilirsiniz. Şimdi Müslümanlık havası atan, bu havayla kendi halkını kafasını kuma gömen devekuşlarına çeviren ülkelerin siyasileri utanmışlar mıdır acaba? Yada insan hakları konusunda ahkam kesen, mahkemeler kuran Avrupa?
Ben hala cılız sesler veren bir ülkenin vatandaşı olmanın utancını ne kadar daha taşıyacağım?
İşte özgür ve bağımsız bir ülke olabilmenin en büyük getirisi
ONUR!

Read more...

BİZ APTAL MIYIZ?

07 Ocak 2009 Çarşamba

İsrail bizden barış gücü mü istemiş ne? Canlarım benim yaa, hemen yollayalım. Çok zulüm çekiyor İsrailliler, barışı sağlayalım da çektikleri acılar sona ersin. İsraillilere sapanla taş atan cani ve vahşi ve insanlıktan çıkmış Filistinlilerin karşısına kahramanca çıkalım ve zavallı İsraillileri bu canilerden koruyalım.
Salağız ya biz. Yaparız. Mümkündür. Bu iktidarı iki dönem tutan biz değil miyiz? Sivas'ta insan yakanlardan bir ordu kurar yollarız İsrailli kardeşlerimize yardımcı. İnanışları farklı olsa da tavırları, tarzları, hayata ve insanlığa bakışları aynı nasıl olsa, anlaşır giderler...
Bakınız bütün ülke insanı İsrail'e karşı tepkiliyken ERGENEKON Amca yetişti imdada... Bu curcunada barış falan der yollarız biz askerimizi oraya. Meşhur biri dememiş miydi bize 'Sizin tek ihracatınız canınız, askeriniz, kanınız olur!' diye... Halk tepki duyar ama onun da yolu var, meşhur ABD'li şeyh neden bu kadar gazete televizyon kurdu zannediyorsunuz? Neden kafasına göre çocuk yetiştiriyor okullar kurup? Bugünler için işte. Dese ki 'Biz barış gücüyüz ey müritlerim, sesinizi kısın oturun!' diye, hangi mürit hadi len diyecek?
Biz şeyhdir mürittir liderdir tebaadır durumlarına boşuna mı karşı çıkıyoruz?
Ata boşuna söylemedi şu lafı;
"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz!!!"

Nerden çıktık nereye geldik?
Özetle biz aptal mıyız diye sorduk. Cevap pek yakında... Hepberaber göreceğiz...

Read more...

VAKİT NAKİT MİDİR, GAZETE MİDİR?

Bu malum çevrenin malum günlük bülteni -gazete demeye dilim varmıyor- doğalgaz zehirlenmesiyle hayatını kaybeden insanları karalamaya ve yaşanan ihmalin üstünü örtmeye çalışmaya devam ediyor.
Güya Filistinde acılar yaşanırken bunlar yılbaşı kutlamış, yani oh olmuş!
Sormazlar mı Filistinde o acılar çekilirken sizin muhterem şeyhiniz tepki olarak sadakat yemini ettiği ABD nin vatandaşlığından mı vazgeçebildi diye?
Müritlerinizin gazını almaya ıkınıyorsunuz ama ciddiye alınabilecek ne tepki verdiniz?
Diyebilir misiniz;
'Bu vahşete sessiz kalmak ve vahşilere ortak olmak insanlığa aykırıdır!
Ey F. Gülen! Bırak bu ABD sevdasını, kıble o tarafta değil!'
Depremde canını kaybedenleri Allahın gazabına uğramış kafir zanneden gerizekalılarla bağınızı koparabilir misiniz diyeceğim ama şu haber konusunda yaptığınızın ne farkı var ki?
Japonya'da daha şiddetli bir depremde kimsenin burnunun kanamamasının nedeni bütün Japonların sizin öngördüğünüz şekilde Müslüman olması mı diye sorsam?
Sorsam diyorum da kime sorsam? Siz kimsiniz? Var mısınız? Müslümanlıktan prim yapmaya para kazanmaya çalışıyorsunuz ama İslam'ın en büyük günahı yine sizin tekelinizde. Allah'ın yerine kendinizi koyup karar veriyorsunuz, yargıya varıyorsunuz... Daha bir yazarınız tacizden sübyancılıktan aklanmamışken ahlak ahkamları kesiyorsunuz... Ama pardon sandalyeye oturunca ayağı yere değiyorsa sizin için sübyan sayılmaz... Sübyancılık ithamımı geri alıyorum...

Ey VAKİT NAKİTTİR adı altında yayın yapan günlük cemaat bülteni, karalamaya çalıştığınız, birilerini düşman etmeye çalıştığınız insanlar da İNSAN! Aileleri, çocuklukları, hayalleri, iyi ve kötü yanları, zaafları olan İNSAN! Çoluk çocuk demeden insanları katleden İsrail'le farkınız ne ki? Sizler de Sivas'ta Maraş'ta insanları katletmediniz mi? (Katletmiş olmak için illaki silah sıkmak gerekmez. Silahı sıkanı seyretmek, sesini çıkarmamak veya onu savunmaya kalkmak da katliama ortak olmaktır!) Veya önemli bir göreve görevi hakeden değilde sizden olan gelince yaptığı ihmalle canından olan insanların katlinde sizin de katkınız yok mu? Bu nedenle değil mi bu insanlıkdışı ve de zavallı saldırılarınız?
Unutmayınız ki Allah kimseyi birilerine mürit ya da asker olsun diye yaratmadı! Hele hele ABD'ye mürit olmuş birine mürit olmak abesle iştigal...

Read more...

BÜYÜK İNSANLIK...

06 Ocak 2009 Salı





İnsanlık tarihi maalesef katliamlarla yıkımlarla yazılıyor günümüzde...

Herkesin bir düşmanı var artık!

Gözlerimizin önünde gerçekleşiyor bütün vahşet... Açın televizyonları, gazetelere bakın.

İsrail kendi güvenliğini sağlamak için acaba bugün kaç çocuğu katletti?

ABD bugünkü ABD olabilmek için kaç cana kıydı acaba? Çetelesini tutabilen var mı? Çok uzağa gitmeyelim, Sivas'ta, Maraş'ta kaç insana kıyıldı?

Hangi gerekçe bir insanı öldürmeyi haklı kılabilir? Bu vahşetin altında ne tür bir aşağılık kompleksi gizli?

Tanrı 'Öldürmeyeceksin!' demiş ama sallayan kim? Binlerce yıldır barıştan, özgürlüklerden, insan olabilmenin erdemlerinden bahsedenlerin başına neler gelmiş?

Demekki insanların genelinin özlemi yıkım ve acı üzerine...

Herkesin dini, milliyeti, cinsiyeti mükemmel!

Gerçekçi olalım; bütün ayrılıklar hikaye... Medeniyetler buluşmasıymış, çatışmasıymış vs vs... Medeniyet mi kaldı ki buluşsun ya da çatışsın... İnsanlık milyon yılda öğrene öğrene bina yapmasını öğrenmiş hepsi bu...

Neresinden tutsanız pisliğe bulaşmış bir değnek elimizdeki... Golf oynamak, tarla açmak, ev yapmak için orman yakan bir türden bahsediyoruz... Tarlasını, evini ya da golf sahasını paylaşmamak adına neden komşularını yoketmesin ki?


Merak ediyorum eli yüzü kan içinde bir çocuğun görüntüsü neler hissettiriyor bu vahşilere? Yine merak ediyorum, sokakta oyun oynayan sevimli bir çocuk neler yaşadıktan sonra bir caniye dönüşüyor ve sokakta oyun oynayan sevimli bir başka çocuğu katledebiliyor?

Filmlerde katillerin çocukluğunda aranırken cinnet anının perde arkası hep bozuk bir aile düzeni veya cinsel tacize uğramak vs gibi etkenler bulunur ya, sormadan edemeyeceğim, bütün dünyanın mı çocukluğunun ırzına geçildi de bu vahşet yaşanıyor?

Bir zamanın mazlumu, maduru nasıl oluyor da şimdinin vahşisi canisi olabiliyor?

Bütün bu olup bitenleri sizin aklınız alıyor mu? Ekonomik çıkarlar veya çok meşhur bir laf olan devletin bekaası vs vs bütün bunların nedeni olabilir mi? Olabiliyorsa hepberaber koyalım devletine de ekonomisine de bekaasına da milliyetine de ıvırına da kıvırına da...

Bir çocuğun bırakın katlini, üzüntüsüne bile değmez bütün milli veya ekonomik veya her ne haltsa işte çıkar denilen şey!

Kimse kusura bakmasın ama buraya yazamasam da bu İsrail'i kurana da, onlara eğer gerçekse bu toprakları vaadedene de diye başlayan öyle çok cümle kurdum ki son zamanlarda...

Read more...

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP