KİTAP HEDİYE EDİYORUZ...

27 Şubat 2009 Cuma


Daha önce burada Sevgi Saygı'nın Gezgin isimli kitabını hediye etmiştik, arayı biraz uzattık ama şimdi yeni bir kitapla karşınızdayız. Küçük bir farkla, buradan değil yeni sitemiz İZMİR'DE SANAT' tan vereceğiz hediyemizi...

Hediyenin ne şekilde verileceği, hangi kitabın hediye edileceği gibi bilgilere www.izmirdesanat.org adresinden ulaşabilirsiniz...

Bu arada kitabımız yine kazanan kişinin ismine yazarı tarafından imzalanmış olacaktır. İlgi gösterecek arkadaşlara şimdiden teşekkür ediyoruz...

Kitapsız kalmayınız...

Read more...

SANAT KİM İÇİNDİR?

24 Şubat 2009 Salı



Genelde iki slogan vardır bu konuda;

Sanat Sanat İçindir!

Sanat Toplum İçindir!

Bizce ne toplum ne de sanatın kendisi bu iki sloganı da çok sallamaz.
Sanat kişisel tatmini öne çıkarır ki bu tatmin öncelikle sanatçının kendisi için hemen arkasından da üretilen sanat eserinden haz alan takipçisi için geçerlidir.

Bir çeşit ilişki durumu sözkonusu... Sanat eseri, üreten/sanatçı ve tüketen/hazcı arasında bir aşk...

Eserde elbette toplumsal mesajlar, göndermeler olabilir, veya tamamen kişisel de olabilir... Sanatçının anlatmak istediğiyle izleyicinin anladığı bambaşka şeyler de olabilir...

Sloganlar genelde sahiplenmeye yönelik, topluma mı ait yoksa sanatçıya mı aittir eser? Sanatçı eserini yaşadığı topluma ithaf edebilir, ama toplum dediğiniz çok kalabalık bir kavram; içerisine çobanı da alır, faşisti de, şeriatçıyı da, komünisti de... Sanat denen şeye günah diyeni de, içine tüküreni de, beğenip haz alanı da... Dolayısıyla eserini topluma adamak bir sanatçı için olsa olsa talihsizlik olur. Toplumun belli bir kesimine adamak ise daha tuhaf bir durum olur.

Bence Sanatçı eserini üretirken zaten bunları düşünmüyor, elbette eseri takipedeceği düşünülen kitle düşünülüyor olabilir üretim aşamasında ama bunun çok baskın olacağını zannetmiyorum. Oluyorsa bunun adı ticaret olur zaten. Sanatın da herşeyin olduğu gibi paraya ihityacı var, bu bir gerçek. Bir sanatçıyı özgürleştiren etkenlerden biri de ekonomik kaygılarının olmaması belki de... bu sadece sanat için değil her şey için böyle. Ne felsefe ne de sanat toplumun yoksul kesimleri tarafından üretilmedi.

Toplumsal bir aksiyon ilham verebilir sanatçıya, Fransız Devrimi temalı yüzlerce tablo, roman veya beste vardır muhtemelen. Ama bu demek değildir ki Sanat Toplum İçindir!

Veya bir sanat eserini anlamak için bazen belli bir bilgi birikimi gerekebilir, sanatsal bir bakış açısı gerekebilir ama bu da demek değildir ki Sanat Sanat İçindir!

Sanat bizce ilgilenen, takibeden, haz alan, anlayan içindir. Eh buradan bir slogan çıkaramayacağımıza göre şöyle de diyebiliriz;

SANAT ANLAYAN İÇİNDİR!

Biraz despotça görünse de içinde bir miktar mizah barındıran bir slogan bizimkisi. Nihayetinde sloganlarla iletişim kurduğumuz, hayatımızı reklamların yönlendirdiği dünyaya da bu uymaz mı?

Read more...

İZMİR ŞARKILARI

21 Şubat 2009 Cumartesi




Eski İzmir fotoğraflarının duygulandıramayacağı bir İzmirli var mıdır? O günleri yaşamış olmanıza gerek yok bunun için.
Henüz beton yığınlarına dönüşmemiş bir deniz kenti… Şimdilerde olduğu gibi denizle kentin arasına yollar örülmemiş… Artan nüfus elbette etken çarpık kentleşmede ama şimdi konumuz bu değil.
İzmirlilerin ne kadar ehlikeyf insanlar olduklarını bilmeyen yoktur ki adının Gavur’a çıkmasında bu da etkendir muhtemelen… Ata’nın da İzmir sevdası bilinir.
Rivayet odur ki Ata İzmir’in kurtuluşundan sonra Yunanlı komutanın devamlı gittiği, denize nazır restoranda yemeğini yerken garsonu çağırır ve sorar;

Devamını okuyun...

Read more...

Sevdiğimiz Bloglar...

17 Şubat 2009 Salı


Şımarmamak elde değil, insanın emek verdiği, değer verdiği bir şeyin sevildiğini bilmesi...
Duygularımıza hakim olup bu blog oyununda kimler bizi unutmamış ve bizler kimi unutmayacağız onu listeleyelim:)

Bilun Şen arkeoloji yazılarıyla keşfedip geç de olsa akabinde kişisel blogunu bulduğumuz Fesybuklarda bilem dost olduğumuz şahsiyet...
Pandora Dostluğunu ve desteğini her an hissettiğimiz, hemen her fırsatta sitemize, blogumuza linkini desteğini emeğini veren Sevgili Dostumuz...
Renkli Pastalar Yeni keşfettiğimiz ve bizi sevdiği bloglar arasında sayarak şımartan blogdaşımız...
La Dolce Vita Şiir gibi yazılarıyla bizi mest eden, blogundan desteklerini esirgemeyen prenseslerimizden...
Flynxs blog işindeki ilk keşiflerimizden, görselliğiyle gözümüzün pasını silen, uzun süredir yazmasa da ara ara gidip bloguna bakındığımız, gerektiğinde imlamızı düzelten dostumuz...
Çocukla Çocuk prfesyonel bir blog nasıl oluru öğrendiğimiz, uzuuun zamandan beridir takibimizde olan ve bizi takipettiklerini bilmenin keyfini bize yaşatan dostlarımız...
Maviye Yolculuk Her ne kadar mimlerden hoşlanmadıklarını bilsek de bunu bir mim değil teşekkür olarak kaleme aldığımız için/ya da klavyeye:) buraya eklediğimiz, sadeliği keyif vermesi, fotoğraf seçimleri, bazen tarifleriyle bazen hayallerine bizi de ortak edişiyle vazgeçilmezlerimizden olan...
Huysuz Sanrılar Blog camiasının hüzünlü prensesi, kısacık yazılara derin anlamlar yükleyen akdenizlimiz...
JerenCe Yeni temasıyla da bizi vuran, bizim ilk keşiflerimizden, blog işini ciddiye aldırtan hemen her yazısını okuduğumuz...
Esrik Öfke Argoyu yerinde ve dozunda kullanma maharetine sahip, ilginç öyküleriyle taktirleri toparlayan, Siniribozuk zamanlardan esrikliğe eren dostumuz...

Ve evet bencilce olacak ama biz kendi bloglarımızı da seviyoruz:) Şimdi şizoya bağlayıp hemen gidip ordan bu mime cevap yazmayacağız elbette ama:)))
İzmir'de Sanat Yeni doğan bebeğimiz, birçok projeye gebe bir halde doğdu üstelik:)

Ve minik açıklama; Bu yazı bir mim olmaktan ziyade bir teşekkür niteliğinde... Kimseler cevaplamak durumunda değil ama isteyene de engel değiliz tabi ki... Sıralama öylesine yapılmıştır... Biz hepinizi seviyoruz. Ki buraya sığdıramadığımız ama takip listemizdeki bloglar, siteler... Hepinizi seviyoruz...

Read more...

MUTLULUK PROJESİ

16 Şubat 2009 Pazartesi


Mutlu etmeden mutlu olunamayacağı’ fikrinden yola çıkan bir dernek.

Tüm Türkiye’deki şifa arayan çocukların yardımına koşma idealiyle kurulmuş bir dernek…

Haklarında çok şey söylemeye yok, yaptıklarını takip etmeniz yeterli… Kendi internet sitelerinde hedeflerini şöyle anlatmışlar;

Devamını okuyun...

Read more...

Yeni Mekanımız

13 Şubat 2009 Cuma


Artık uzun zamandır hayalini kurduğumuz sitemiz yayında...
İzmir'de Sanat

Sloganımız;
Sanat Anlayan içindir!

Blogumuza devam edeceğiz yine. Burası ilk gözağrımız sayılır.
İzmir'de Sanat biraz daha farklı olacak. Şu an bazı eksiklikleri var, henüz çok yeni ama en kısa zamanda hallolacak sorunlar bunlar...

Yeni siteyle ilgili hayallerimizden BURADA bahsetmiştik. O nedenle tekrar etmek istemiyoruz.
özetle oraya da bekleriz efendim. Katkılarınıza açık bir alan oluşturmak niyetimiz. Her türden kültür sanat etkinliğinizi duyurabiliriz, yazılarınızı yayınlayabiliriz içeriğe uygun olmak koşuluyla elbette...
Ve son olarak verdiği teknik destek dolayısıyla Serbest Yazarlar'dan Mert ATAOL'a başta olmak üzere, fikir ve emek veren PANDORA'ya ve cesaret veren tüm arkadaşlara teşekkür ederiz...

Read more...

Englishman in Göcek...

10 Şubat 2009 Salı


Rivayet olunur ki Sting gizlice Göcek'e gelmiş ve tebdil-i kıyafet halkın arasına karışmış...
Göcek'ten Fethiye'ye gidecek. Tanınmak istemiyor, gazeteci paparazzi istemiyor vs...
Binmiş bir dolmuşa ama dolmuş hınca hınç dolu. Bizimki ayakta ama sorun etmiyor, kendi düşen ağlamaz:)
Virajlı Fethiye yolunda giderken her Türkün aşina olduğu durum yaşanıyor, ilerde ekip otosu var ve şoför ayaktakilere sesleniyor;
'İki dakka çömün arkadaşlar.'
Sting Türkçe bilmez, konuşma klavuzlarına baksa çömmek nedir yazmaz... Uzun boyuyla ayakta tek o kalakalır, şaşkın elbette...
Hemen yanındaki yaşlı amca gayet doğal bir şekilde;
'Çömsene len gavurun oğlu, çöm adam yeyecek cezayı...' der bir yandan da kafasına kafasına bastırmaktadır elemanın ki çömsün:)
Bir gülme krizi sonrası ingilizce bilen bir yolcu anlatır durumu...
Olay bizim Muğla'da pek sık anlatılır ama 'Evet ben tanığıyım durumun' diyen birisine rastlamadım. Hoş bizim oralarda insanlar duydukları ve hoşlarına giden hikayeleri sanki kendisi yaşamış gibi hisseder ve öyle anlatır... Ne de olsa sözlü edebiyat aslımız... Gerçekten yaşanmış mıdır yoksa yalnızca bir efsane midir bilemem ama her hatırladığımda gülerim...

İster popstar ol ister çoban, dolmuşa bindin miydi sadece yolcusundur gari bizim Ege'de...

:)))

Eh her hikayenin bir şarkısı olmalı değil mi?

Sting/ Englishman in New York


Read more...

Ekonomik kriz ve çözüm önerileri 2




Daha önce ilkini yayınladığımız çözüm önerilerine kimsenin rağbet etmemesi üzerine yılmayıp ikincisini yayınlıyoruz... Çünkü kriz falan umrumuzda değil biz eğleniyoruz... Çok paramız olduğundan değil... Sadece bizim önerilerimizden daha ciddi değil siyasilerin önerileri, bunu görmek eğlendiriyor bizi...

İlkinde bireysel kurtuluş reçeteleri vermiştik ama aslında bireysel kurtuluş kurtuluş değildir, gelişimin kişiseli olmaz felsefesinden yola çıkarak bu defa tüm ülkeyi kurtarmaya yelteneceğiz, hem de rakısız balıksız...

Öncelikle kıskançlıktan vazgeçiniz... 'Memurlar bu kadar maaş alıyorken ben niye şu kadar alıyorum' veya şu işe bu maaş verilirken ben neden az alıyorum sorularını illaki kendinize soracaksanız 'BEN NEDEN AZ ALIYORUM?' şeklinde sorunuz... İlla kıskanacaksanız hiçbir halta yaramayıp deli para kazanan kimi siyasileri ve kimi yakınlarını kıskanınız... Çünkü o bahsettiğiniz maaşları alan memur veya işçi parasını Alplerde kayak yaparak ya da ABD'den çiftlik alarak harcamıyor, yine bu ülkede, bu ülkenin esnafında harcıyor. Para içeride dönüyor.

Kesinlikle 'Biz bu işyerinde asgari ücret karşılığında elemanlarımızın iliğini kemiğini sömürüyoruz!' tabelasını büyük bir yüzsüzlükle asan işyerlerinden alışveriş yapmayınız.

İşçilerin veya memurların kurtuluşunu tek bir sendika sağlayamaz, ... Kurtuluşun tek bir yolu vardır o da 'YA HEP YA HİÇ!' Kişisel kurtuluş için üç kuruş zam karşılığında zammı verecek şahsiyetin bilimum bünyesini yalamak ülkeye bir katkı sağlamaz! Ülke olarak bir bütün halinde birbirimiz desteklemeliyiz. Alışverişlerinizde kazancını yine bu ülkede harcayan, bu topraklara yatırım yapan firmaları tercih ediniz. Yalnızca kendiniz sömürülünce ya da haksızlığa uğrayınca değil genel olarak haksızlığa ve sömürüye karşı durunuz ve SAĞLAM DURUNUZ, YIKILMAYINIZ!

Seçimlerde sizden oy istemeye gelenleri geldiklerine pişman ediniz, pilava bulgura ya da çamaşır makinasına aldanmayınız, biraz haysiyet sahibi olunuz...

İnancınızı bir partinin veya cemaatin siyasi idealleri uğruna kirletmeyiniz. Kuran kursundan daha önemlidir istihdam ve iş olanağı. İnancınızı evinizde de öğrenmeniz mümkün, Kutsal Kitap sadece çok özel insanların çözebileceği denklemlerle dolu değil, alınız okuyunuz ve uygulayınız eğer istiyor ve inanıyorsanız. Size cennet vaadederek karşılığında birşeyler isteme hakkı yalnızca Yaratıcı'ya aittir. Bu hakkı kendisinde görenleri adam yerine koymayınız. Bu devirde kimse kimseye Allah Rızası için bişey vermez, ya rant peşindedir ya siyasi kariyer yapacaktır ve en kolay yol inanç sömürüsü... Bir bezirganın pazarlık şansını artırmak için sürüsüne dahil olmayınız yani, inancınızı da onurunuzla yaşayınız...

Ülkeyi yönetecek şahsiyetleri seçerken, dinine imanına ya da söylediklerine bakmayınız, söz uçar yazı kalır, parti programını isteyiniz ve okuyunuz. Ülke için ne yapacak bunu sorunuz. Size vereceği üç beş kilo tahıla feda etmeyiniz ülkenizi yoksa o tahılı tüketecek bir ülkeniz kalmayabilir. Zaten işe yarayan ne varsa satıldı artık satılacak bir namusumuz kaldı ki para etmez, elin ecnebi yatırımcısı namusa sıcak para akıtmaz:) Görünen o ki yüce devletimize gelir getiren bir bizler kaldık, dolayısıyla vergiye yüklenecekler, adını hayal edemeyeceğiniz yeni vergiler bulacaklar vs vs...

Sonuç olarak tek başınıza yapabileceğiniz hiçbir şey yok bu sömürüye karşı. Cemaatlere, milliyetlere veya siyasi fikirlere bölünmek yerine ülke için bir olmak gerekiyor. Ardından onurlu bir ülke olmanın kapıları açılacaktır zaten. Ekonomisini düzeltmiş bir toplumun eğitimi de düzgün olur, kendine güveni de yerinde olur. Böyle bir toplumu da ne ABD ne de AB parmağında oynatabilir.

Aslında dalga geçecektik ama biraz ciddi bir yazı oldu bu sanırım... Hoş hayatta uygulanamayacağı için yine mizah olarak algılanma şansı yüksek...

Read more...

ARINMAK MÜMKÜN MÜ?

09 Şubat 2009 Pazartesi


“Dün dünle geçti cancağızım
Bugün yeni şeyler söylemek lazım”


MEVLANA

İnsan bazen arınmak ister, durmadan koşmak, kulaç atmak, buzulların üzerine uzanıp göğü seyretmek...

Kaçmak ister içine doğduğu koşuşturmacadan, sıkıntıdan, sorumluluklardan...

Yapmak isteyip yapamadıkları, istemese de yapmak zorunda oldukları...

Borges'in Alef öyküsünde geçer; Tanrının başının 'aynı zamanda bütün kuşlar olabilen tek bir kuş' olarak tarifi...

Bazen 'aynı zamanda bütün insanlık olabilen tek bir insan' olmaz mıyız? İnsanın yaptığı her Tanrı tanımı insandan bir iz taşımaz mı, tıpkı Tanrının yaptığı her insan tarifinin kendisinden bir iz taşıması gibi...

Bazen düşünüyorum, insanlar nelerle meşgul olarak neleri atlıyor? Gündem denilen şey aslında insandan da hayattan da ne kadar uzak ve yapay... Kendi yarattıklarımızın esiri olmak bu olsa gerek... Televizyondan tutunda, siyasi görüşler, inanışlar, aidiyetler... Hırslarımız, nefretimiz ve hatta sevgimiz...

Kategorize olduğu anda anlamı yokolup sadece ismi kalan birşey hayat ve hayata dair ne varsa... Bu anlamda belki de kullandığımız dil nefret edilesi birşey ama başka da kendimizi ifade şansı bırakmadı modern hayat. Kullandığımız dilin daha çok satış yapmak isteyen bir markanın kullandığı reklam dilinden bir farkı kaldı mı?

Her birimiz bir bilgisayar oyununun kahramanı ya da ilk öleni olmadık mı günümüzde?

Sanki gece uykumuzda yarın neye inanacağımız bizlere empoze ediliyor ve sabah biz iktidar sahipleri ne isterse ona inanır bir şekilde uyanıyoruz. Muhalif veya anarşist misiniz? Onun da yolu var; size de iktidar sahiplerini çok rahatsız etmeyecek ama kendinizi muhalif zannetmenize yol açacak bir rüya veriliyor geceden...

Bu kıstırılmışlık içerisinde insanım demek çok mu zor? Yine bir yolu var, üzülmeyiniz; kişisel gelişiniz...

'BUGÜN YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK' mümkün mü?

Read more...

HADİSE HADİSESİ...

06 Şubat 2009 Cuma







Eskiden bu Eurovision olayı biraz milli maç havasında izlenirdi, şimdilerde nedir durum pek bilemiyorum. Ama son birkaç yıldır iyi dereceler alma durumumuzdan haberdarım. İngilizce şarkılar, yeni nesil popçu adaylar vs vs...

Merak ettiğim bu yarışmaya insanlar şahısları adına değil de ülkeleri adına katıldığına göre neden şarkıları, kostümleri vs temsil ettikleri ülkeden izler taşımaz?

Devamını okuyun...

Read more...

İSİM ARIYORUZ...







Kurmakta olduğumuz sitemize isim arıyoruz...
Sitenin içeriği ve neler yapmayı planladığımızı BURADA anlattık...

Her şeyi düşündük, kurguladık ama isim konusunda kafamız durdu...
içeriği yansıtacak, akılda kalacak hem kel hem fodul olacak, gerektiğinde on kaplan gücüne erişip woltran'ı oluşturacak bir isim...

Önerilerinizi yorum bölmünüe bırakabilirsiniz...

İlgilenecek ziyaretçilerimize şimdiden kocaman kocaman teşekkürlerimizi sunuyoruz...

Read more...

PROJELER, HAYALLER VE GERÇEKLER...

05 Şubat 2009 Perşembe


Yeni sitemizi hala kuramadık. Beceriksizliğin bu kadarı olur:)

Her neyse biz de henüz kurulamayan sitemizin reklamını yapalım biraz, en nihayetinde kurulacak, hala umudum var:)))

Bu defa sitenin adres satırında yazanlara sadık kalmayı planlıyoruz; izmirdesanat...

Biraz dışına taşma niyetimiz var elbette.

İzmir odaklı olmakla beraber etkinlik duyuruları, yorumları ve izlenimlerimiz olacak öncelikle. Güncelliğe bağlı kalmamak koşuluyla albüm film ve kitap tanıtımları bulacaksınız ve bu tanıtımlar kesinlikle reklam yazıları olmayacak. Yani izlemediğimiz bir filmi okumadığımız bir kitabı tanıtmayacağız.
Biraz eş dost tanıdık eksenli olsa da hemen herkesin veya ilgilisinin tanıdığı isimlerle röportajlar olacak. Şimdiden röportaj teklifimizi kabul eden yazar, çevirmen, senarist, yönetmen arkadaşlara öncelikle teşekkür edelim buradan... Bu arada kimlerle röportaj yapacağımızın ipuçlarını da vermiş olalım.

Çok detaylı ve reklam kokmamak koşuluyla belli konulara yönelmiş blogları tanıtmak gibi bir niyetimiz var elbette blog sahibinin bilgisi dahilinde...

Ve promosyonsuz olmaz. İmzalı kitap hediyelerimiz devam edeceği gibi imzasız da olsa arada bir tanıtımını yaptığımız beğendiğimiz bir albüm veya duyurusunu yaptığımız bir konser veya tiyatroya çift kişilik davetiye gibi sürprizlerimiz olacak...

Bu arada ilgilisine not, son imzalı kitap hediyemizi hala ulaştıramadık, çok özür dileyerek yarın itibariyle kitabı kargoya vereceğimizin müjdesini buradan ilan edelim:) Gecikme nedeni bizim İzmir'de yazarın İstanbul'da ikamet etmesi ve kitabın maceralı bir yolculuk geçirmesi:) Yazarı sevgili SEVGİ SAYGI son derece masumdur!

Read more...

BLOGSAL SERZENİŞLER...

04 Şubat 2009 Çarşamba


Günlerdir blog hakkındaki bir projemi hayata geçirebilmek için uğraşıyorum. Teknik konulardaki yetersizliğim nedeniyle bilgi alabilmek adına uğramadığım site kalmadı. Ve bu gezintilerim sırasında şöyle bir şey keşfettim; Teknik konularda yazan arkadaşların en büyük hatası yardım alacak kişinin belli bir bilgi seviyesinde olduğunu varsaymak. Bu biraz büyük kente yeni gelmiş birisine sokak numarasıyla adres tarif etmeye benziyor. Oysa aynı kişiye deseniz ki 'şurdan sağa dön, orda okul var onun yanından sola sap tekel bayiini görene kadar yürü, ordaki bakkal amcaya sor sana gösterecek' eleman yolu şıp diye bulacaktır:)))))

Bizim beceremediğimiz konuyu bir önceki yazıda belirttik. Wordpress Türkiye sitesinde 5 dk'da kurulum gibi iddialı bir laf var ama ben cahil beceremedim. Artı kurabilsem de derdim bitmeyecek, sonra bu kurulan temayı kendi alan adımla kendi alanıma nasıl yönlendirebileceğim de ayrı bir muamma benim için:)
Bu işi herkesin anlayabileceği şekilde anlatan bir blog, site veya şahıs yok mudur acaba?
Varsa bildiğiniz link ve yorum bölümünden bırakırsanız müteşekkir olacağız...

Read more...

TEKNİK YARDIM TALEBİ...

03 Şubat 2009 Salı


Teknik anlamdaki cehaletimiz nedeniyle çözemediğimiz bir problemimizi paylaşmak istiyoruz. Yardımcı olabilecek arkadaşımız varsa beyhudar oluruz.
Sorunumuz şudur;
Bir adet alan adı, ki kendileri www.izmirdesanat.org 'dur, aldık, üstüne alanın kendisini de aldık ve yetinmedik wordpress'ten bir de tema beğendik. Buraya kadar her şey güzeldi... Ama bütün bu aldıklarımızı ve beğendiklerimizi evlendirip dünya evine koyamadık bir türlü...
Bu blogu oraya taşımaktı niyetimiz ama bu dileğimizden de geçtik, beğendiğimiz temayı kurup kendi alan adımızla sıfırdan başlamaya da razıyız...
Anlayan, bilen ve boş vakti olan birileri yol gösterir ise beyhudar olacağız ve kendisine kocaman kocaman teşekkürlerimizi sunacağız.

Niyetimiz sitemizde etkinlik duyuruları, kitap, film ve albüm tanıtımları yapmak... Bunu yapabileceğimiz sade ve kullanımı kolay bir kontrol paneli olan şablon tavsiyeniz var ise ona da varız...
Kısacası HELP! YARDIM! MAYDAY! VS! VS!


Bize izmirdesanat@gmail.com adresinden veya bu yazıya bırakabileceğiniz yorumlarla ulaşabilirsiniz...
Şimdiden ilgilenecek, vaktini verecek arkadaşlara teşekkür ederiz...

Read more...

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP