N'OOLCAK BU FENERİN HALİ?

28 Mart 2009 Cumartesi

















N'oolcak bu Fenerin hali?
'Bu sene şampiyon olur mu acaba?' sorusuna cevap aramıyorum elbette...
Deniz Fenerinden bahsediyorum, dernek olanı, hani Almanya'da mahkemelik olanı...
Türkiye'deki ne durumda?
Dosyalar geldi mi?
Sümenin altında mı üstünde mi eğer geldiyse o dosyalar?
Yoksa öylesine bir gündemdi unutuldu gitti mi?
...
Ben de gündemi değiştireyim o halde...
Roberto Carlos kaç sene daha futbola devam eder?
...
Ali Şen başkan Fenerbahçe şampiyon!
Tayyip Erdoğan başbakan, cemaat şampiyon!
...
Dünya ortalamasının altında bir balık tüketimi olması ülkemizde, yurdum insanının balık hafızalı olmasına yolaçmış olabilir mi acaba?


Read more...

SIRADAN FİLOZOFLAR II

26 Mart 2009 Perşembe



KARAMSAR

Ölmeye doğuyoruz!
Yalnız gelip yalnız gidiyoruz. Bu yetmezmiş gibi arada geçen zamanı ne kadar gereksiz şey varsa onlarla dolduruyoruz.

BOŞ LAFLAR

Hayata anlam kat!
Yaşamla mücadele et!
Kendini tanı!
Kişisel geliş!
Savaş!
İnan!
İnandır!


GERÇEKLER

Her şey satılık!
Modern insanı doğal yaşam alanına bıraksanız yaşayamaz artık!
Avlanamaz, üretemez, toplayamaz.
Hiçbir şeye yaşam katmıyoruz!
Sadece tüketiyoruz.
Hepsi bu!


GÜZEL ŞEYLER

Aşk denen bir şey var, ya da öyle zannediyoruz. Öyle ya da böyle güzel işte!
Balık var, roka var, rakı var!
Şiir var, edebiyat var!
Demek ki en azından hayal kurabiliyoruz.
Ölüm var/doğum var!
Sonsuzluk çekilmezdi zaten…


SONUÇ

Geldik gidiyoruz.
Güç de güçsüzlük de sonsuz değil!
‘Her canlı ölümü tadacak!’
‘Cehennem diğerleridir!’
‘Hayat saçmadır!’
O halde önce diğerlerinin cehennemi olmaktan vazgeçelim!
Saçmalığa uyum sağlamak zor değil!

Read more...

SIRADAN FİLOZOFLAR

25 Mart 2009 Çarşamba



İnsanlar neden savaşır?
Paylaşım sorunu. Kaynaklar sınırlı, üreme sınırsız!

İnsan neden öldürür?
Daha fazlasına sahip olmak için!
Namus cinayeti denen saçmalığı açıklar mı bu?
Elbette, namus hikâye, tek efendisi/sahibi olabilmek asıl neden.

Eşitlik, özgürlük, kardeşlik?
Boş bir Fransız sloganı! Kulağa hoş geliyor ama gerçekçi değil.

Sanat? Birleştiremez mi insanları?
Belki, ama izin vermezler. Tüm diktatoryalarda ilk hedeflerdendir sanatçı. Birçok dinde günahın kapsama alanına girer. Yerine sporu koyarlar dalga geçer gibi. Ortak düzenlenmiş bir sanat festivalinden vahşi sonuçlar çıkmaz ama bir futbol turnuvasından katliam çıkarabilirsin.

Suç kimde?
Kim egemense onda. Erkekler, devletler, dinler, ekonomistler, ordular…

Ne yapmalı?
Bol miktarda deniz ürünleri tüketip sabah programlarından hatta genel anlamda televizyondan uzak durulabilir. Balığın yanında rakı tüketmek de hümanizme iyi gelir.

Dalga geçme!
Daha iyi bir fikrin var mı?
Hayır!
Yiyelim içelim o zaman, niye geldik dünyaya?

Read more...

Okuma Halleri

19 Mart 2009 Perşembe


-Abi şu Avrupalıları görüyor musun?
-Üstsüz olanlarını mı?
-Allah belanı vermesin emi?
-N'ooldu yahu, plajdayız...
-Adamlar burada bile kitap okuyor, onu söyleyecektim...
-Salla ya, aptal aşk romanları okuyorlar, kitap değil.
-Sen ne okuyorsun?
-Bak dostum, fiş dazınt tink.
-Yapma yaa?
-Bikoz fiş nov evritink.
-Aferim. Buradaki fiş sen mi oluyorsun?
-Ben balığı yerim sadece...
-Abi okuma konusunda bir cümle kurayım dedim pişmanım. Sen seyretmeye devamet... Bu konuşmayı olmamış sayalım...
...
-Hayatım dün bir kitap okudum,
-Eeee? Hayatın mı değişti?
-Henüz değil ama değişecek! Çözdüm, sırrı çözdüm!
-Bir kitapla değişen hayat hayat değildir!
-Sana söyleyende kabahat!
...
Devam edebilir...
NOT: Sancılı bir ev taşıma hammaliyesi sonucu internetsiz kalmış durumdayız. Kısa bir süre daha bu durum devam edecek gibi... Güncelleme konusundaki sıkıntımız bu nedenledir...

Read more...

BLOGSAL HALLER; BİRAZ SİTEM, BİRAZ GUDNİUWS...

09 Mart 2009 Pazartesi










Günde bir saatini ayır, internetten zengin ol!
Bir saatini daha ayır, internetten evlen!
Bir iki saat daha takılsan çocuk da yaparsın internetten!
Oyunlar oyna, sıkılınca mimar35 diye bir takma isim al oynaş diğer sıkılganlarla…

Bedava site bul yerleş, oradan buradan bir şeyler kopyala yapıştır, olsun bir siten! İndir, kaldır, mp3, film izlettir… Gelen gidenin bol olsun.

Sanat dersen kitle biraz düşer uyaralım, 'Sanat anlayan içindir!’ dersen fena kızarlar bir daha uyaralım… Dedin bir kere ‘Ben moderatöre kızdıydım’ desen de yemezler artık.

Paris Hilton dersen zirvedesin, üstüne mp3 indir canım kardeşim dedin miydi zırvadasın ama doruklarda bir zırvada…

Bir seo esprisiyle başlayan Paris ablalı yazımız kendi çapında zirveye oynuyor. Masumane bir mimle başlayan En güzel şarkılar adlı yazımızı tutabilene aşk olsun…
Şaka bir yana güzel şeyler de olmuyor değil bizim açımızdan… Sevgili dostlarımız Durmuş ve Abidin’in gayet de sağlam içerikli yazıları, İzmir Caz Festivali
tanıtımımız ve uzun zamandır hayalini kurduğum Eleftheria konserine gitmiş olmanın verdiği hazla eklediğimiz yazımız da ilgi gördü… Kitap hediyemiz pek ilgi çekmedi, muhtemelen yeterli katılım olmayacak ve biz kitabı onda bunda şunda yöntemi ile katılımcı arkadaşlardan birisine vereceğiz…

Uykusuzuz, biraz hayal kırıklığımız var ve fakat inadına umutluyuz… Çantamızda daha yeterince tavşan var.

Ayrıca bizi mutlu eden blogsal gelişmeler de yok değil… Sevgili dostumuz Bilun Şen harika el yapımı aksesuarlarını tanıttığı ve satışını yaptığı B'lun Design isimli bir site açtı şiddetle tavsiye ediyoruz ziyaret etmenizi…

Bloglar arası kitap hediyesi gibi çok hoş bir etkinlik gerçekleştirildi, biz de dahil olduk ve Sevgili Aysema’dan iki harika kitap hediyemiz geldi; Puslu Kıtalar Atlası ve Don Kişot’tan Bugüne Roman… Ve yanında kendisi bir içimlik ama hatırası bir ömürlük bir kahve. Çok teşekkür ediyoruz kendisine ve fikrini çaldığımızı buradan belirtiyoruz, biz de kitap hediyemizin yanına sıcak çikolata ekledik Gülçin Hanım için… Kitap okununca detaylı bir tanıtımını yapacağız… Ben tembel bir Egeli olduğum için hediyem de biraz geç gitti, özür diliyorum bu arada, ama şunu da unutmayınız ki bir İzmirli size bir saat sonra buluşalım derse biliniz ki üç beş saatiniz var buluşmaya. Ayrıca bu kitapsal etkinliği başlatan Serap Hanıma da teşekkür ediyoruz...

Desteklerini esirgemeyen tüm dostlara tekrar teşekkür ediyoruz…

Son olarak kendi reklamımızı yapalım:))) İzmir'de Sanat isimli sitemizde yakında tanınmış simalarla röportajlar yayınlanacak... Tanınmış derken Paris Abla'yı ya da Jessica Alba'yı kastetmiyoruz tabi ki:))) Edebiyat ve sinema dünyasından isimler olacak genelde diyelim şimdilik:)))

Read more...

8 Mart Kadınlar Günü

07 Mart 2009 Cumartesi


Tecrübeler gösteriyor ki bu hayatta birilerine özel bir gün atfedilmişse; ya o birilerinin kalan günlerde ciddi yaşamsal problemleri vardır ya da bu gün ticareti canlandırmak adına falan kurgulanmıştır...

Şiddet gören, birçok coğrafyada ikinci sınıf insan muamelesiyle karşılaşan, cinsiyeti nedeniyle toplumsal alanda iş dünyasında ayrımcılığa maruz kalan, çoğu zaman söz hakkı olmayan... Kadınlar...

Cinselliğe ve de özellikle küfürlere nesne, aşka sözde özne, evinde hammaliye işlere bakan, gerektiğinde stres topu muamelesi gören... Adına sığınma evleri açılabilecek kadar mağdur durumlara düşebilen...

Bu liste uzar gider... Peki kadınların hayatında iyi birşey yok mu? Bütün kadınları kapsamasa da mutlaka iyi birşeyler de oluyor... Birçok kadın artık siyasette, edebiyatta, sanatta, iş dünyasında söz sahibi... Ama dünya kadın nüfusuna bakınca bu duruma nail olabilmiş kadın sayısı az. Hele ülkemizde siyasi partilerdeki kadın sayısı düşünülürse durum içler acısı...

Kadınlar hakkında erkekegemen dünyanın yarattığı ender kalıp cümlelerden birisi herhalde ''Önce kadınlar ve çocuklar!'' Bu da korunmaya muhtaçlığın göstergesi sanırım... Bu korunma neye karşı peki?

Modern yaşamın en büyük göstergelerinden, demokrasinin olmazsa olmazlarından birisi kadının özgürlüğü, hayata katılımı... Bu ülkemizde veya dünyamızda ne kadar başarılabiliyor?

Çok karamsar olmak istemiyoruz, elbette bazı haklarını söke söke alabilmiş kadınlar var hayatta... Veya bireysel hayatında evinde, ilişkisinde söz sahibi olan... Ama toplum denen canavarın içine çıkarken kendisine verilmiş kadın rolünü oynamak durumunda kaldığı gerçeği ortada...

Herşeye rağmen umudu yitirmeden tüm kadınlara daha aydınlık günler temennimizle bu günü kutluyoruz...

Read more...

ELEFTHERİA ARVANİTAKİ; Ege’nin büyülü sesi…

04 Mart 2009 Çarşamba


Ege’nin ve hatta Akdeniz’in bu kimi zaman hüzünlü kimi zaman coşkulu ama her zaman muhteşem sesi Rembetiko’nun anavatanındaydı dün akşam…


Tanıtım kitapçığında ‘’Sesi o kadar temiz ve duygu doludur ki şarkının sözlerini anlamasanız bile sizi sürükleyip alır…’’ diyor. Bu tanımlama öyle doğru ki… Tek kelime Yunanca bilmeyen ben O’nun büyülü sesi eşliğinde Dalyan’da geçen çocukluğumun yazlarına; balıklarla yengeçlerle bezenmiş hayatımın mutlu akvaryumuna seyahat ettim dün gece…


Biraz Balkan, biraz Akdeniz ama daha çok Ege… Türküler böyle özetlenebilir aslında… Konser öncesi aslında ‘’bu Caz mıdır?’’ sorusu kafamdaydı, sonuçta Ege türküleri hatta bir miktar Pop’a da bulaşmış albümleri olan bir sanatçı… Ama konser çıkışı sorduğum sorudan utandım. Evet bu Egeli bir Caz örneğiydi… Hem de son derece başarılı bir örnek…


Devamını okuyun...

Read more...

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP